Adaletini sevdiğimin dünyası

Geçen günlerde sokakta bağlamamı çalarken bir çocuğa rastgeldim. Ben önümde bağlama kılıfı, oturmuş usul usul çalarken, önümden geçip giden onca insan arasında çocuğun biri bisikletini durdurup beni dinlemeye başladı. Önce duran bisikleti ve ayaklarını gördüm. Kafamı kaldırdığım zaman büyük bir heves ve sevecenlikle bana güldüğünü gördüm. Simasından ya Roman ya da Kürt diye tahmin ettim. Selamlaştıktan sonra örğendim Kilisliymiş. (Memleketimi o da sordu zaten. Genelde elimde bağlamayı görünce soruyorlar. Yani bu cümleden bile nem kapacak tatlı su adaletçileri lütfen celallenmesin. Kişilerin sevimliliklerini yansıtan karakteristik özelliklerini belirtmek açısından söylüyorum. Bana da pek çok şey söylüyorlar.)

Bana bağlamayla ilgili birçok soru sordu, ben de elimden geldiğince cevapladım. Bisikletten inip birkaç türkü denemesi de yaptı. Davul çalabiliyormuş. Bağlamaya da başlamak istiyormuş.

“Öğrenmekte bir şey yok ya kurs alman bile gerekmez.” dedim. “Şöyle 100-150 lira biriktirsen alırsın bir tane takılırsın.” diye ekledim. “Abi o biraz zor ya durum müsait değil bizim.” dedi mahcup bir şekilde başını eğerek. Çok varlıklı olamdığı zaten belliydi, ellerindeki inşaat, tesisat, hurda izi taşıyan kiri de görmüştüm. 14 yaşındaymış. Lise okumuyormuş. Hurdacılık yapıyormuş. Bunları söylemeden önce sadece ailesinin durumunun kötü olabileceğini düşündüm bir an ama düşünün:

14 yaşında bir çocuk lise okumayıp tam zamanlı hurdacılık yapıyor ve belli ki kendisine de pek para ayıramıyor. Üzüldüğümü belli etmedim. Espri yapmaya devam ettim. Çünkü hayattaki şanssızlığı, maruz kaldığı adaletsizliği pek belli etmek istemeyeceğini gayet iyi biliyorum. Beni samimi buldu herhalde ki o tozlu bisikletinden inip, elleri kirlenmiş vaziyetinin ardına sakladığı 14 yaşındaki çocuğun edasıyla içtenlikle konuşmaya başladı… Sonra vedalaştık ve o yoluna devam etti..

Elin çocuğuna eğlence için sağı solu dağıtma lüksünü veren, 5-6 yaşındaki zengin çocuğunu 1000 tane 14-15 yaşında lise okuyamayan garibanın masrafını harcama haksızlığını veren, zenginin köpeğinin bile maması eksik olmazken mevzu onlara geldiği zaman 100-150 liralık bir hobi için yüreğini burkturan adaletin ta a…… koyayım. Yedi sülalesini s……….. Altından girip üstünden çıkıp “Hayat zor.” gibi klişelerle demagoji yapanların da ağzının ortasında bir tane çakıp ağzını yüzünü s…..yim.

Bu da sıradan günlerden birinde yaşadığım, anlatmaya değer bir kesittir sevgili okurlar. Umarım o mesleki ve kariyerci kaygılardan başınızı kaldırıp biraz daha geniş çerçeveli gerçekleri görebilirsiniz. Umarım o meşhur sözde olduğu gibi “Zenginin köpeğinin mama parasıyla lise okuyamadan hurdacılık, tesisatçılık yapanların özgürce gençliklerini yaşayabilecekleri kamu yatırımları yapılır.” Evet; bütün zenginlerin bütün köpeklerine harcanan para ülkede binlerce bedava eğitim veren okul kurabilir, ailelerin geçimini sürdürülebilir hale getirir. Sadece köpeklerin masrafları evet. İnanın…;)

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*