Aydos Ormanları ve çevresindeki yeni yapılar..

Merhaba sevgili yer-su okurları;

Bu köşe yazımda sizlere okuduğum kitap alıntılarından veya amatör seyahatnamelerden farklı olarak İstanbul sınırları dahilinde dikkatimi çeken ve bol bol fotoğraflama fırsatı bulduğum bir husustan bahsetmek istiyorum.

İş gereği sık sık civarında bulunduğum için Aydos Ormanları’nı ve çevresini her fırsatta yürürüm, dolaşırım. Mesire yerlerinin olduğu yerler veya diğer girişlerden itibaren uzanan yemyeşil alanlar, orman içine doğru uzanan iki tarafı ağaçlıklı toprak yollar her zaman insana huzur verir. İstanbulun göbeğinde İstanbuldan uzaklaşma fırsatı bulursunuz, burası şüphesiz.

Keşke Aydos Ormanlarında yapılan uzun bir geziyi, fotoğrafları ve doğa manzaralarını aktarmak, bu yazıdan önce nasip olsaydı. Fakat henüz bu tarz bir plan yapma fırsatı bulamadan Aydos Ormanları dolaylarından geçtim. Ayrıca çevrede en son gördüğüme kıyasla epey aşama kaydetmiş olan devasa site inşaatları, temelleri yeni atılan müstakbel şantiyeler eskisine nazaran çok daha fazla dikkatimi çekti ve gözlemlerimi sunma ihtiyacı hissettim..

Neden diyecek olursanız; bu bahsettiğim ve resimlerde gösterdiğim yapıların bir kısmı, bir zamanlar ormanın uzantılarının bulunduğu bölgelere denk gelmektedir. Yani Aydos Ormanları’na dahil olmayıp yanı başında bulunan “normal” yapılar olduğu gibi; bazen apaçık, bazen gizliden gizliye ormanlık alanın ihlaline kaçabilecek durumdaki inşaatlar da mevcuttur. Ben bu civarın yakın tarihini çok iyi bilen, bizzat şahit olmuş birisi değilim fakat bugün normal gözüken pek çok yapının bundan on yıllar öncesinde benzer düşüncelere sebep olduğunu tahmin etmek de zor olmamaktadır. 

Değerli okurlar;

Yukarıda bütün verdiğim bilgilerden ve ettiğim bahislerden konuyu nereye getirmek istediğim az çok anlaşılmaktadır. Gerek İstanbul’da, gerek tüm Türkiye’de, gerekse dünyada yaşanan pek çok yeşil alan katli, rant kaygısı, doğa düşmanlığı gibi konuların bir ürünü olarak Aydos Ormanları çevresinin, hatta kim bilir bugün iç kesim olarak kabul edilen bölgelerinin imara açılması gayet yüksek bir ihtimaldir. Dolayısıyla, Aydos Ormanlarının hemen civarında, yani başında ve bazı yerlerde giriş kısımlarında var olan bu yapı çalışmalarının tüm doğa severlerce yakından takip edilmesi ve gidişatın hassasiyetle izlenmesi gereklidir.

Aksi halde belirttiğim gibi; ormanlık alanın yüz ölçümünün küçüldüğü ve inşa edilen yeni yapıları yarın bir gün görürsek, şaşırmaya ve tepkimizi dile getirmeye hakkımız yoktur. Nasıl ki ranta, imara ve yüksek kar kaygısına yönelik yapılan yatırımlar ve planlar 40-50, hatta belki de bir asırlık plan dahilinde hayata geçiriliyorsa; akla gelebilecek tüm çevreci, yeşile yönelik çalışmaların ve sivil toplum faaliyetlerinin de aynı sabır ve iradeyle uygulanması gereklidir.

İşte bu yüzden sevgili yer-su okurları; eğer benim gibi İstanbul’un kalan son yeşil alanlarına ayrı bir değer veriyorsanız; Aydos’a yakın bir bölgede ikamet ediyor veya sık sık ziyarete gidiyorsanız mutlaka çevrenizi dikkatlice gözlemlenenizi ve sürekli bir hareket halinde olan inşaat faaliyetlerini gözden kaçırmamanızı öneririm.

Bu bahsettiğim teori tabii ki gerçekleşse bile on yıllar alacak cinsten. Fakat ne olur ne olmaz; yarın bir gün dikkatimizi çekip somut adım atma ihtiyacı hissettiğimizde Aydos Ormanı diye küçücük bir yeşil alanı korur durumuna düşmemek lazım…

Görüşlerinizi ve gözlemlerimi yorum bölümünden ya da sitemize yapacağınız yazarlık vesilesiyle iletebilirsiniz. Şimdilik sağlıcakla, yeşillik içinde kalın.

 

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*