Balıkçı ağlarının yarattığı kirliliğe dikkat çeken bir sanat sergisi: “Sessiz katiller”

Üniversite çağında scuba diving yapan Christine Ren’in hayatı, Honduras’ta yaptığı bir dalış sırasında değişti. Su altındaki o harika, o muhteşem dünyaya baktığı zaman, hayatı boyunca bu güzel manzarayı, var olan bu müthiş canlılığı korumak için çalışacağına yemin etti. Denize atılan kullanılmayan balıkçı ağlarının yarattığı kirliliğe ve katliama dikkat çekmek için kolları sıvadı.

Verdiği röportajda Ren: “Hepimizin bir dünyaya geliş amacı olduğuna inanıyorum. Ben; kendiminkini Honduras’ta yaptığım dalış sırasında buldum.” şeklinde fikirlerini açıkladı. Yaptığı çalışmalar hem bir geri dönüşüm projesini, hem de doğal yaşamı koruma bilincini tetikledi.

Dansçılık becerilerini, dalgıçlık tecrübesini ve çevreciliği harmanlayan Ren; su altı güzelliklerini görmesi sonucunda aldığı kararın ilk ürününü ortaya çıkardı: Hayalet Ağlar… 

“Hayalet Ağ” tabiri; balıkçıların avlanma kotasına ulaştıktan ve işlerini gördükten sonra karaya geri taşımak istemedikleri, yoğun miktarda ağır plastik ve zararlı madde içeren ağlara verilen bir isim. Balıkçı teknelerinden denize atılan ağlar okyanusun derinliklerine doğru ilerlerken önüne kattığı neredeyse tüm canlıların ölümüne sebep oluyor. Balıklar, kabuklular, özellikle de kaplumbağalar. Hayalet ağlar sebebiyle birkaç canlının ölmesi daha büyük felaketlere davetiye çıkarıyor. Ağ içerisindeki ölü balıkları ve diğer canlıları gören daha büyük balıklar, onları avlamak için atıldıkları zaman aynı şekilde hapsoluyorlar ve kendi ölümlerini de hazırlıyorlar. Yapım maddelerinde bulunan ağır plastiklerin denizde salınıyor olması da apayrı bir konu…

Hayalet Ağlar’ın denizdeki yaşama ve ekolojiye verdiği zararların sadece Christine Ren farkında değil. Bu konuya eğilmiş birçok yetkili bulunuyor. “Mission Blue” adlı kuruluş bu konuda “Denize terk edilmiş balıkçı ağları aynı zamanda mercan türlerini de yok ediyor. Akıntı eşliğinde salınırken bütün ekosistemi silip süpürüyor.” şeklinde bir açıklamada bulundu.

Balıkçı ağlarının yarattığı tehdit yöresel değil. Ayrıca birkaç kişinin bilinçsizliğinden kaynaklanan küçük bir problem de değil. Her bir denizde ve okyanusta binlerce hayalet ağ bulunuyor. Çözünmeleri binlerce yıl alan maddelerden yapıldıkları için deniz kimyasına zarar verdikleri gibi canlıları öldüre öldüre ilerlemeye devam ediyor. Söz konusu balıkçı ağları, torunlarımızı balıkçılıktan, sağlıklı besinlerden ve muazzam su altı dünyasından mahrum bırakabilecek cinsten.

İlginizi çekebilir: Ganj Nehri de canlılık statüsü kazanıyor!…

Christine Ren’in fedakar çalışmaları kısa sürede sonuç verdi. İlgilenmesi gereken kuruluşlar arasından ilk adım Yeni Zelandalı bir balıkçılık sektör devinden geldi. Jose G. Cano; “Balıkçıları kullandıkları ağları geri getirecek şekilde eğitmek, balık ağlarını sürdürülebilir malzemelerden imal etmek gibi çalışmalar yürtüyoruz.” şeklinde açıklamalarda bulundu.


Christine Ren’in yaptığı farkındalık çalışması; milyonlarca insanı besleme kaygısı güden endüstriyel üretimin, avlanmanın yarattığı en büyük sorunlardan biridir. Balıkçılara söylediğiniz zaman “Bize gelene kadar denize tonlarca atık döken fabrikalar var, onlara söyleyin.” derler. İnsanlara tasarruf etmelerini tavsiye ettiğiniz zaman “Bize gelene kadar gün içinde muazzam enerjiler tüketen fabrikalar, imalathaneler var.” derler. Onlara gittiğiniz zaman “Bize gelene kadar sırf insanoğlunun sevki için çalışan motorsporları, jetskiler gibi doğayı kirletmeye programlanmış hobiler var.” derler.

Gördüğünüz gibi çevreyi korumak için başlanacak herhangi bir ilk durak yok. İzlenmesi gereken bir sıra yok. Herkesin, her sektörün verdiği zarar doğayı, toprağı eşit derecede öldürmektedir. Çevreyi korumak için, sürdürülebilirlik için atılan her adım, buna yanaşmayan kesimlerin çemberinin biraz daha daralması demektir.

Aşağıda bizzat Christine Ren’in projenin detaylarını anlattığı bir video mevcut. İzleyin, yeni farkındalık projelerine ilham olsun.

 

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*