Bartın Hayvan Hakları grevinde 12. güne doğru

Bartın İnkumu beldesindeki şehir çöplüğünde sokak hayvanlarına uygulanan zulme dikkat çekmek amacıyla açlık grevine yapan aktivistler, grevlerinde 12. güne girmek üzere.

19 Şubat’ta başladıkları açlık grevi aracılığıyla sokak hayvanlarına yapılan zehirleme, şiddet, zulüm, hatta tecavüz gibi vakaların artık son bulmasını sağlamayı uman üç fedakar aktivist, aynı zamanda hayvanlara yapılan işkencelerin Kabahatler Kanunu’ndan çıkartılıp Türk Ceza Kanunu’na alınmasını da talep ediyor.

Aktivistlerin belirttiğine göre hayvanlara yönelik uygulanan suçların TCK’ya alınması, meydana gelen çirkin olayların önlenmesi için en önemli etkenlerden biri. Uzun yıllar boyunca devlet; sokak hayvanlarına yapılan şiddeti, hatta tecavüz olaylarını bile TCK bazında değerlendirmiyor, işlenen suçlar Kabahatler Kanunu kapsamında karşılık buluyor.

19 Şubat’ta başlayan açlık grevinin ilk günleri çok neşeli geçse de aktivistler 12. güne doğru açlıktan kaynaklı bitkinlikler ve geçici rahatsızlıklar yaşamaya başladı. Bartın’da başladıkları eyleme tüm yan etkilere rağmen aynı kararlılıkla devam eden aktivistler Ayşe Köse (46), Uğurcan Saban (18) ve Sevim Arkan (44); dostlarımıza insanlık dışı şiddet uygulayan gayri insani yaratıkların artık hak ettikleri cezayı almaları için ölene kadar greve devam edeceklerini belirttiler. Kendileriyle yapılan röportajda aktivistler şunları da ekledi:

Grevin 10. gününde artık konuşamaz hale geldim. Kekeleme, unutkanlık gibi belirtiler var. Bir an önce bitirmek istiyoruz ama sonucu zaferle taçlandırmak istiyoruz.” (Uğurcan Saban)

Bu hayvanlara şiddet uygulayanlara ceza gelsin biz başka bir şey istemiyoruz. Bize ‘grevi bırak’ diyenler oluyor. Neden bırakayım ki? Ben sonuna kadar gideceğimi söyledim zaten. Ölüme kadar gideceğiz. Bizi kimse caydırmaya çalışmasın. Artık dayanacak gücümüz kalmadı. Sadece su ve çay alıyoruz. 112 Acil görevlileri arada geliyor. Biz serum takarlar diye geri gönderiyoruz.” (Sevim Arkan)


Sokaktaki dostlarımız için bu fedakar eylemi gerçekleştiren aktivistlerin sağlık durumlarının her geçen gün kötüye gideceği aşikardır. Hedeflerinde kararlı olan bu insanların eylemi sonuna kadar sürdüreceği de aşikardır. Olayın siyasi veya politik bir yanı da yoktur. Keyfi olarak uygulanan şiddetten mağduriyetin insanı hayvanı yoktur. Hele ki hayvanlara tecavüz etmeyi uygun gören zihniyetin Kabahatler Kanunu kapsamında hesap vermesi tamamen akıl almaz bir şeydir. Önce hayvanlara tecavüz edecek derecede uçkuruna sahip çıkamayanların insanlık kimliği sorgulanmalı ki, ondan sonra “Aaa bu insana değil, hayvana zulmetmiş.” densin.

Şiddetin, zulmün insanı hayvanı yoktur. Aynı acıyı çeken o konuşamayan hayvanlar da birer candır. Onlara yönelik uygulanan suçlar da TCK kapsamına alınmalıdır.

Aktivistlerin sağlık durumlarına dikkat etmelerini diliyor, grevin amacına ses vermek üzere yetkilileri çalışmaya davet ediyoruz.

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*