Devletlerin yaptığı sözüm ona gerekli harcamalar ve ekolojist yaşantılar

İçinde bulunduğumuz çağda tasarrufun ve büyükşehirlerde yapılacak her türlü israf unsuru harcamalardan kaçınmanın öneminden defalarca bahsetmiştik. Tek cümleyle açıklayacak olursak yeşil hayallerin gerçekleştiği ve ekolojik dengeye saygı gösterildiği bir yaşantının önündeki başlıca engel; fosil yakıt ve plastik gibi atıkların tüketiminin yanında şehir yaşantımızda yapılan israftır. Kategorimizde daha önce yazdığımız ilk yazımızda da hayatımızda tasarrufun önemine dair fikirlerimizi beyan etmiştik. Yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

Bu yazımızda ise daha çok devletlerin ve çeşitli kamu kuruluşlarının gerekli görerek yaptığı milyar dolarları bulan israflık harcamalardan ve bunun yanında eğitime, kültür ve sanata, yenilenebilir teknolojilere ve ekoloji odaklı yaşama ayrılan bütçelerden bahsedeceğiz.

Yazacağım yazıyı pek çok kişi “O işler öyle olmuyor işte.” “Çeşitli zorunluluklardan dolayı bu bütçelerin ayrılması mecburidir.” “Sen daha gençsin, anlamazsın, elbet bir mecburiyet var.” gibi gerekçelerle savunacaktır. Özellikle bizleri hem sanalda hem de gerçek hayatta yürüttüğümüz çevreci faaliyetler sebebiyle sözüm ona çaktırmadan gözlem altında tutan sayın devlet yetkilileri…

Herkes farklı hayat şartlarında büyümüş ve farklı mesleki beceriler edinmiş olabilir fakat aklın yolu birdir. Sizdeki gözün, beynin aynısından bizde de var, makul bir açıklama yapılması halinde hepimiz algılayabilecek medenilikte ve zeka seviyesinde insanlarız. Örneğin; şimdiye kadar hiçbir şekilde ne benim ne de çalışma arkadaşlarımın çevre ve ekoloji konusunda bilgi, beceri edinmek isteyenlere “Sen anlamazsın bizim de var bir bildiğimiz.” şeklinde ağzın ortasına vurulmalık bir gerekçe sunup da emeğini suistimal ettiğimizi hatırlamıyorum. Olay basittir; karşınızdaki insana “Bak, bunları bunları böyle halletmenin bir yolunu arıyoruz. Var mı bir çözümün?” diye sorduğunuz zaman; ya gerçekten tahmin ettiğiniz gibi konulara yabancı olduğu için cevap veremeyecek, ya da hepinizden daha makul bir cevap sunacaktır. Sonuçta hangisi olursa olsun mantıksız harcamalara, vs. meselelere kafası takılan arkadaşların da gerçekten içi rahat edecek ve bir daha aynı konuları açmayacaktır. Şunu kendimden tamamen emin bir şekilde söylüyorum: DEVLET ZEKAYLA YÖNETİLİR. KORKU KÖKENLİ SIĞINTI GEREKÇELERLE VE SİZDEN DAHA İYİ BİR ÇÖZÜM SUNULUR ENDİŞESİYLE SUNULAN GÜVENLİK VE MANEVİYAT İLE DEĞİL... Maneviyat derken; ülkesini milli gelirden aldığı pay kadar sevenleri kastediyorum. Kesinlikle yanlış anlaşılmak istemem…

Daha spesifik örneklerden girdiğim mevzuyu başlıktaki gibi genele vuracak olursak; bugüne kadar Türkiye de dahil olmak üzere büyük devletlerin bütçelerini ayırdığı konulardan ve bunlara sundukları gerekçelerden bahsetmek isterim. Sayısal veri mi istiyorsunuz, alın size sayısal veri:

Türkiye Cumhuriyeti bakanlıklarının 2016 Ocak ayı itibariyle bütçeleri:

  • Maliye Bakanlığı – 133,9 milyar TL
  • Milli Eğitim Bakanlığı – 76,3 milyar TL
  • Hazine Müsteşarlığı – 73,2 milyar TL
  • Çalışma Bakanlığı – 38,35 milyar TL
  • Milli Savunma Bakanlığı – 26,45 milyar TL
  • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı – 24,8 milyar TL
  • Diyanet İşleri Başkanlığı – 6,48 milyar TL
  • İç İşleri Bakanlığı – 4,67 milyar TL
  • Sağlık Bakanlığı – 4,11 milyar TL
  • Milli İstihbarat Teşkilatı – 1,63 milyar TL
  • Enerji Bakanlığı – 1,46 milyar TL
  • Başbakanlık – 1,09 milyar TL
  • TBMM – 821 milyon TL
  • Spor Bakanlığı – 603 milyon TL
  • Cumhurbaşkanlığı – 434 milyon TL

Türkiye Cumhuriyeti’nin bizzat bakanlıklarına ayırdığı bütçeler yukarıdaki gibidir. Hali hazırda yine 2015 yılında ABD’nin savunma bütçesi 496 milyar dolar ayrılmıştır. Yani bizim bütün bakanlık bütçelerimizin toplamını bile epey katlayan cinsten.. Toplam devlet bütçesi ise 3,87 trilyon dolardır. Bakın tekrar söylüyorum: 3,87 trilyon dolar!.. Bunun çok önemli yüzdelik kısımlarının da yine benzer şekilde iç güvenlik, sözde kamu hizmeti, vs. birimlere harcandığı aşikardır. Gerçi zaten başlı başına askeri masraflara harcanan 496 milyar dolar dahi insanı dehşete düşüren, “Ya bizim de pek işimiz falan yok, geçim sıkıntısı çekiyoruz. Bu plazalar falan da iyice bunalttı bitirdi bizi.. Hazır dünya üzerinde o kadar savaş da yok. Biraz askeriyeye ve güce dair komplekslerinizden vazgeçseniz de halka, çalışana, geçim sıkıntısı çekenlere de tırtıklatsanız..” diye feryat ettirecek cinsten. Bakın hayatında 10-20 bin TL birikmişi olunca kendini güvende hissedebilen biz duvarın ardında yaşayanlar için tekrar ediyorum: 496 milyar TL Hepsi sizi kamu güvenliği gerekçesiyle daha iyi fişleyebilmek, daha az gerekçe göstererek içeri atabilmek, daha az zeka gerektirecek bir devlet yönetimini mümkün kılmak ve dünyanın onlarca yerindeki yerlinin yaşama hakkını, doğal yaşantısını gasp etmek için kullanılıyor. Sonucunda da sizler daha iyi şartlarda yaşıyor oluyorsunuz. Valla gerekçe bunlar beni taşlamayın..

MİT’in bütçesi de geçen senekiyle aynı kalmış ama en uzunca bir süredir ülkede olanlar ve bilgili insanların istihbarata bakışı düşünüldüğünde aldıkları bütçeyi hak edip etmedikleri aynı şekilde sorgulanabilir.

Biz, astronomik rakamların söz konusu olduğu ABD bütçesinden, aynı şekerin laciverti niteliğinde ve daha küçük ölçekte olan Türkiye bütçelerine dönelim..

Özellikle koyu yazılan bakanlıklara daha iyi bakmanızı öneririm. Hem miktar olarak, hem de önünde yer aldıkları bakanlıklar olarak..

Mesela çalışma bakanlığını ele alalım. En yüksek bütçeli 4. bakanlık… Bir de ülkedeki gelir-gider oranı, gelir adaleti, mesai süreleri, emeklilik koşulları ve İSG hassasiyetini ele aldığımız zaman sizce ülkenin en yüksek bütçeli bakanlıklarından biriymiş gibi duruyor mu? İlerleyen yıllarda durumun daha da gelişmesini ve çalışma politikasındaki iyileşmelerin hakkını verir nitelikte olmasını diliyoruz. Aynı şekilde peşi sıra gelen Milli Savunma ve Aile Sosyal Politika Bakanlığının da…Birinin son günlerdeki üzücü olaylara karşı elinden bir şey gelmemesi, diğerinin ise pasta börek tarifiyle meşgul olması Fakat devamında daha büyük sorunlar var, en önemlisi orada bütün ihtişamıyla duruyor:

Diyanet İşleri Başkanlığı…

Bakın sevgili okurlar. Bütçesi sağlık, enerji, hatta başbakanlık ve TBMM gibi birçok hayati kuruluştan daha yüksek olan; aynı zamanda etkinlikler, bağışlar ve hayırseverlikler vesilesiyle hiçbir zaman sırtı yere gelmeyen alt kuruluşlar da dahil olmak üzere bahsediyoruz. Hiç aması maması yok. Kendini dindar olarak addeden ve dinini öğrenmek için resmi kuruluşlara ihtiyaç duymayan bir toplumda 6,5 milyar dolar nasıl ve nerelere harcanmaktadır? Sahi; hangimiz dini gidip de sıfırdan ilgili kurum ve kuruluşlardan öğreniyoruz ki? Dedemizden, ninemizden namaz kılmayı ve birkaç sureyi öğrenmeden büyüyenimiz var mı? Gerçekten açıklanması gereken o kadar çok bütçe ve fon var ki… Sağlık, enerji gibi bakanlıklar bir yana, devlet memuru olan imamların öğretmenlerden ve pek çok kamu görevlisinden daha fazla maaş aldığı da bilinen bir gerçektir.

Bütçede aslan payına sahip olan bakanlıklardan ve Diyanet’e olan özel ilgimden dolayı anlatmak istediğimi birkaç örnekle anlatmaya çalıştım değerli okurlar. Yazıyı daha fazla uzatarak sizlerin de vaktini çalmak istemiyorum.

Çevre sorunlarından, ekonomi ve gelir adaletsizliğinden, sosyal adalet arayışından, daha yeşil ve ekolojik bir gelecek hayallerinden bahsederken durup bir kez daha düşünmek lazım:

  • Şahsi olarak üzerimize düşenleri yeterince yerine getiriyor muyuz?
  • Geleceğe yönelik bu tarz yatırımlar ve hayat planları için gereken bütçeleri ve ödenekleri devlet/şirket büyüklerimiz ayırıyor mu?
  • Savaş, savunma, kamu güvenliği, iç güvenlik, vs. saçma nedenlerle ayrılan bütçeler gerçekten bu kadar gerekli mi? Aslında bunun üzerinde düşünmeye pek gerek yok sanırım..:)

Evet değerli okurlar.. Yeşil hayallerin ve çevreci faaliyetlerin bu tarz konulardan bağımsız bir şekilde ilerleyemeyeceğini fark ettiğim için böyle bir başlık açma ihtiyacı hissettim. Sizler de görüşlerinizi yorum kısmında belirtebilir veya sitemizde makale yazarlığı yaparak çok daha fazla insana ulaşabilirsiniz.

Gelecek yazılarda görüşme dileğiyle, sağlıcakla kalın…

 

 

 

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*