GDO nedir? Neden kullanılır?

images (5)

Şehirde tükettiğimiz meyve ve sebzelerde en şikayetçi olduğumuz konulardandır GDO. Besin değerlerini yok ettiğini söyleyenlerden tutun da kanserojen içerik barındırdığına dair yorum yapanlara kadar bir dönem gündemimizi epey yoğun bir şekilde meşgul etmişti. Şimdi eskisi kadar televizyonlarda ve medya organlarında GDO’nun zararlarına dair haberlere rastlamasak da bu konu; çevrecilerin ve beslenme uzmanlarının gündemini hala meşgul etmektedir.

Bizler de yer-su üyeleri olarak meyve ve sebzelerde GDO kullanılmasına karşı farklı bir yaklaşımda bulunarak öncelikle olayı objektif bir şekilde değerlendirme kararı aldık. Çünkü “GDO aslında zararlı bir katkı maddesi değildir.”, hatta “GDO meyve ve sebzelerden optimum verimin alınabilmesi için gerekli bir maddedir.” gibi iddialarda bulunanlar dahi mevcut. Acaba gerçekten böyle midir? Tamamen bilimsel esaslara değerlendirdiğimizde GDO denen müdahalede nasıl bir içerikle karşılaşırız? Doğal ve organik seçeneğe göre vücutta yaratacağı artı ve eksi etkiler nelerdir? Böyle bir değerlendirme yapalım ki kulaktan dolma bilgilerle “GDO gerekli ve faydalı bir maddedir.” ya da “GDO çok zararlı bir maddedir.” gibi keskin iddialarda bulunmayalım.

Yazı dizisi olarak ele alacağımız bu önemli konunun ilk kısmında GDO’nun tanımından ve işlemler sırasındaki içeriğinden bahsedeceğiz.

GDO ne demektir?

Hepsinden önce açılımını verecek olursak GDO; Genetiği Değiştirilmiş Organizma demektir. Ne demektir bu? Meyve, sebze gibi tarım ürünlerinin çevre şartlarına, zararlılarla karşı daha dirençli hale gelmesi için veya ürünün daha sağlıklı, daha yüksek besin değerlerine sahip olabilmesi için yapılan genetik müdahaleler demektir. Yapılan gen değişimleri ise daha çok bir ürün ile ona uyum sağlayabilecek başka bir ürün arasında yapılır.

Yani yazının başında “GDO’da eklenen katkı maddeleri, yapılan müdahaleler” şeklinde söz ettiğimiz şey; başka bir ürünün istenen özelliklerini aktarabileceğiniz şekilde bir genetik değişiminden oluşmaktadır.

GDO’nun amacı nedir?

Aslına bakacak olursanız GDO uygulaması; teknik olarak tarım toplumunun oluşumundan beri var olan bir uygulamadır. İnsanoğlu tarımı ve bitki yetiştirmeyi öğrendiğinden beri bu ürünleri kendisine en faydalı, en yararlı olacak şekilde değiştirmeyi öğrenmiş ve pek çok ürünü ona göre geliştirmiştir.

Örneğin; domates, muz, vs. bitkilerin yabani halleriyle tarım toplumunun zamanla verdiği şekil arasındaki fark görüldüğünde; insanın doğa üzerinde binlerce yıldır yaptığı degişiklikler rahatlıkla görülebilir.

Bu durumu Richard Dawkins’in evrim üzerine verdiği bir örnek vasıtasıyla da doğrulayabiliriz. Dawkins der ki: “Bir göl kenarındaki sazlıklarda keskin olmayanları eleyip sadece kenarları dikenli ve keskin olan sazları bırakırsanız; 20 nesil sonrasında kenarları bir dokunmayla bile parmağınızı kesebilecek kadar keskin sazlar elde edebilirsiniz.” Bu olgu doğrudur çünkü bitkilerdeki evrim mekanizması basittir. Bitkiler; insanlar gibi doğru, yanlış, yanılsama, etik dışı gibi kavramları anlayamazlar ve içlerinde bulundukları dünyayı dışarıdan yorumlayamazlar. Keskin olmayan üyelerin yok olması; onların bu durumu seçilimin kenarları keskin olmak yönünde geliştiğini algılamalarına sebep olur ve sonraki nesillere bu genler daha aktif bir hal alır.

İşte GDO da; bundan yüzyıllar öncesinde yaşamış çiftçi atalarımızın yaptığı uygulamayla aynı mantığa sahiptir. Tek bir husus hariç…

GDO uygulamasında yukarıdaki örnek gibi sağlıklı,virüse dayanıklı, vs. vs. bitkilerin tohumlarının ekilmesi şeklinde faaliyetler mevcut değildir. Bunun yerine; virüse dayanıklı üye ile meyvesi sulu ve bol üyenin genlerinin birleştirilip iki özelliğe de sahip maksimum verimde ürünlerin elde edilmesi amaçlanmaktadır.

Birincisi; GDO doğanın kanunlarından ve evrimden uzak, laboratuar şartlarında yapılan bir eylemdir. İnsan müdahalesi olmasa bile bitkiler zamanla adaptasyon geçirip değişikliğe uğrayabilirler fakat çeşitler arasında gen aktarımı ve genetiğin değiştirilmesi gibi bir olay evrimin hiçbir örneğinde yoktur.

İkincisi; sürekli zararsız ve verimli olduğu telkin edilse de genetiği değiştirilmiş bir organizmanın ilk hali gibi kalmayacağı; hem kendi üzerinde hem de midesine girdiği canlı üzerinde yan etkileri olacağı aşikardır. İnsanda genetik değişimi gibi bir şey gerçek olsa ve bu husustaki tutumumuzu aşağı yukarı tahmin etsek; GDO’daki durumu anlamak da pek zor olmayacaktır.

Yani asıl araştırılması gereken şey; bu yan etkilerin zararlı ve kanserojen sonuçlarının olup olmadığıdır. Aksi halde GDO’lu gıdanın doğalından hiçbir farkı olmadığına dair abartılı savunmalar son derece gülünç, hatta dalga geçilesi gözükmektedir.


GDO’nun mantığından ve amacından kısaca bahsetmeye çalıştık sevgili okurlar. Bir dahaki yazılarımızda da GDO’nun avantajları ve sağlığa zararları, Türkiyede GDO kullanımı gibi hususlara de ğineceğiz.

Konu hakkındaki fikirlerinizi yorum kısmında belirtebilirsiniz. Sağlıcakla kalın..

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*