GDO’nun yararları nelerdir? Gerçekten anlatıldığı gibi gerekli midir?

GDO’nun ne demek olduğuna, nasıl ve ne şekilde kullanılıp günlük hayatımıza yerleştirildiğine dair temel bilgilerden önceki yazımızda bahsetmiştik. “GDO nedir? Neden kullanılır?” adlı yazımızı bağlantının üzerine tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bu yazımızda ise halihazırda tarım ve üretim piyasasının içerisinde olan GDO’nun öne sürülen yararlarlılık iddialarından ve gerekli görülme sebeplerinden bahsedeceğiz.

Şahsen bu mesele uzunca bir süredir benim de epey ilgimi çekmişti. Çünkü “GDO zararlıdır?” ve türevi iddialarda bulunan herkese yapılan ilk savunma, tarımdan anlayan anlamayan kim olursa olsun “GDO’nun kullanılması gereklidir. Kullanılmazsa olmaz.” şeklindeki cümleler idi. Halkın içinden her konuda bilgisi olan zatların yorumu bu şekilde olurken; Turkiye’deki ilgili tarım ve ziraat mercilerinin ısrarla ürünlerde kesinlikle GDO kullanılmadığını vurgulaması ise durumu daha da ilginçleştirmekte idi.

Sonuç olarak bizler de GDO gerçekten söylendiği gibi gerekli bir uygulama mıdır? Yapılan iddialara karşı neden ısrarla böyle bir şey olmadığı yönünde sav üretilmektedir? Eğer kullanılıyorsa kesin gözüyle bakılan zararları nelerdir? Sevgili yer-su okurlarına bir brifing sunmak istedik:

GDO’nun yararları nelerdir?

Günümüzde GDO’nun en çok kullanıldığı ülkeler arasında ABD başı çekerken; Malezya, Filipinler ve çevredeki diğer ülkeler de onu takip etmektedir. Dolayısıyla GDO’nun yararlarına dair en çok savunma açıklaması da buraların yetkililerinden gelmektedir.

Eğer şimdiye kadar yapılmış ve kayıtlara geçmiş savunmaları derleyip genel bir kategori yaratacak olursak GDO’nun faydalı olduğu başlıca iki kategori şu şekildedir:

1) Bitkileri tarım zararlılarına, kimyasal ilaçlara ve çeşitli dış müdahalelere daha dirençli hale getirmek. Böylece üretimdeki fireyi azaltmak.

2) Pek çok iyi ve istenen özelliği tek bir üründe birleştirip birim alanda daha fazla verim almayı başarmak.

Burada en dikkat çekici hususlardan biri şudur. Günümüzde GDO uygulamalarının neredeyse tamamında kimyasal ilaçlara ve zararlilara karşı direnç arttırmak amaçlanmaktadır. Hem de mısır, pamuk, soya gibi ürünlerin ABD’de daha bu zamanda bile %95 civarı miktarının GDO’lu olarak üretilmesine rağmen..

Peki sevgili okurlar, bundan sonrasında ne olmaktadır? Tabii ki GDO’lu tohumları ve kimyasal tarım ilaçlarını aynı anda üreten ABD’li ve çeşitli ülkelerdeki sektör devlerinin, pardon kartellerinin kasası daha fazla dolmaktadır.

Yapılan savunmalarda şunu rahatlıkla görebilirsiniz: Size GDO uygulamasının birim alanda çok daha fazla verim yaratacağını söyleyip; 2050’ye kadar 10 milyara yaklaşması düşünülen dünya nüfusu öne sürülüp açlığın ve fakirliğin azalacağını öne süreceklerdir. O zaman sormak lazım:

1) Neden yeryüzünde var olan bütün GDO’lar tarım ilaçlarına ve zararlılarına karşı direnç arttırmaya yöneliktir? Ki bu durum GDO’lu tohumların ve nasıl olsa bitkiye zarar vermiyor diye umarsızca kullanılan tarım ilaçlarının aynı kartellerden alımını sağlamakta ve piyasaya hem genetigi değiştirilmiş, hem de bol ilaca maruz kalmış ürünlerin salınmasını sağlamaktadır?

2) Bugünkü ve gelecekteki muhtemel açlık madem kafanızı meşgul ediyor. O aç gözlülüğünüzden ve bugünkü gelir dağılımı haklıymışçasına gösterdiğiniz kayıtsızlıktan vazgeçip harekete geçseniz, bu sorun çok daha kolay çözülemez mi?

Şunu da belirtelim: GDO üretiminden kasasını dolduran karteller; neyin ne olduğunu bilerek eleştiren, olaylara sakin ve araştırmacı tutumla yaklaşan bilim insanlarını, ilerideki verim artışı, fakirliği azaltması gibi vaatlerle tatmin etmeye çalışmaktadır. Böylece bilim insanlarının en büyük zaafı olan teorik olarak kanıtlanabilir ve uygulanabilir bir uygulamaya sıcak bakma konusunda bir propaganda yapmaktadır. Araştırmacı tutumu bir de şu şekilde kullanmanızı öneririz:

1) İlk yazımızda bahsettiğimiz gibi; doğada insan eliyle yaratılan bir seçilimden ziyade laboratuar ortamında oyun oynar gibi üretilen GDO’lu gıdaların insan bünyesinde hiçbir etki yaratmaması mümkün müdür?

2) Elinizi vicdanınıza koyup cevap verin: Sizce o aç gözlü akbabalar; yıllar sonrasında o fakirliği bitirecek GDO teknolojisini elde etseler bile; bunu dedikleri gibi açlığa ve fakirliğe karşı kullanacaklar mı?

Teorik olarak bir hesaplama doğru çıksa bile; bu olayın gerçeğe dökülmesi, toplumsal ve sosyal boyutta yaratacağı etki düşünüldüğünde işin hiç de hayal edildiği gibi olmayacağı kesindir.

Bu soru da benden olsun:

DÜNYA GERÇEKTEN DE BU NÜFUSU BESLEYEBİLMEK İÇİN LABORATUAR ÜRETİMİ GIDALARA İHTİYAÇ DUYULACAK KADAR VERİMSİZ VE ÇORAK BİR GEZEGEN MİDİR? ÖNCELİKLİ SORUN SAKIN ASGARİ ÜCRETLER VE HAKSIZ YERE BANKALARDA BİRİKEN MİLYAR DOLARLAR OLMASIN?…


Fikirlerinizi yorum kısmından gönül rahatlığıyla belirtebilirsiniz sevgili okurlar. Gelecek yazılarda görüşmek üzere.

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*