GDO’nun zararları nelerdir?

GDO hakkındaki genel bilgi veren yazılarımızı daha önceki kısımlarda belirtmiştik. GDO’nun ne olduğunu merak eden okurlara “GDO nedir?” başlıklı yazımızı tavsiye edebiliriz. “GDO gerçekten yararlı mıdır değil midir, dikkat edilmemesi halinde meydana gelebilecek olası zararları nelerdir?” gibi hususlar hakkında fikirlerimizi belirttiğimiz yazıyı ise “GDO’nun yararları nelerdir? Gerçekten anlatıldığı gibi gerekli midir?” linkine tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bu yazımızda ise doğrudan ana gündemimiz olan ve yer-su olarak büyük ölçüde kabul ettiğimiz bir konuyu ele alacağız: GDO’NUN ZARARLARI

Değerli okurlar;

Zaten bilginiz mevcutsa veya önceki yazıları okuyup bilgi edindiyseniz; GDO’nun canlılara tıpkı bir yapboz gibi muamele yapan bir uygulama olduğunu fark etmişsinizdir. Sözüm ona temel amaç tarım zararlılarına karşı direnç, ürün verimliliği, kimyasal ve zirai ilaçlara dayanıklılık, vs. birçok avantajı bir arada bulunduran “süper meyve-sebzeler” elde etmektir. Fakat daha 2016’da bile ABD’de mısır, soya, pamuk gibi demirbaş tarım ürünlerinin %95’e yakın miktarlarda GDO’lu üretildiği ve buna rağmen söylenen hususlarda bir ilerleme kaydedilmediği düşünülürse, bu uygulamanın sermayedarların kasasını doldurmaktan başka bir amaç gütmediği anlaşılmaktadır. Çünkü günümüzdeki örnekleriyle GDO’nun kimyasal ilaçlara karşı direnç sağlamak ve daha fazla zirai ilaç alımını mümkün kılmak dışında pek kullanım alanı bulunmamaktadır.

Buna ilave olarak GDO’nun on yıllar sonrasında yaşanacak nüfus artışı ve kıtlık konusunda çığır açacak çarelere vesile olacağı iddia edilerek temiz niyetli ve dünya üzerindeki toplumsal sorunlara duyarlı insanların duyguları sömürülmektedir. Sermaye babalarının ve aç gözlü akbabaların açlık sorununu bu kadar dikkate alması ve buna rağmen böyle sorunu yeni bir sorunla örtmeye çalışan bir tutum sergilemesi de ayrıca ilginçtir.

GDO’nun verim arttırma, daha sağlıklı besin imkanı sunma gibi vaatlerine inanan temiz niyetli bilim insanlarına da tıpkı daha önceki yazımızda olduğu gibi bir hatırlatmada bulunmak istiyoruz: BUNLAR İLERİDE GELİŞECEK OLAN GDO TEKNOLOJİSİNİ FAKİRLİĞİ AZALTMAK, AÇLIĞA ÇARE BULMAK GİBİ AMAÇLARLA KULLANMAZLAR. Lütfen kimyevi, biyolojik, vs. uzmanlık alanlarınıza ek olarak toplumsal sorunlar ve sosyal yaşantının evrimi üzerine de biraz düşünün. Kullanıldığınızla ve dünyadaki milyarlarca insanın para babalarının daha da zenginleşmesi için laboratuar ürünleriyle beslenmesine aracı olduğunuzla kalırsınız.

Peki; bu hatırlatmaya ve “GDO’nun üreticilerden kaynaklanan zararları”na kısaca değindikten sonra biraz daha insan sağlığına yönelik zararlarına değinecek olursak nelerle karşılaşırız. İşte kısa maddeler halinde GDO’nun zararları:

  • Canlıların genom dizileriyle yapay bir şekilde oynandığı için ürünün doğal yapısını bozmaktadır. Adeta bir Frankenstein filminden fırlamışçasına ürünlerin farklı özelliklerinin bir araya getirilebileceği düşüncesiyle hareket edilmektedir.
  • Yukarıdaki uygulamanın insan eliyle evrim geçiren sebze ve meyvelerle alakası yoktur. Genetiği değiştirme tekniğiyle yapılan kalite arttırma çalışmaları, doğada kendi kendine gelişimden tamamen farklı, ürünü insan bünyesine tamamen yabancı hale getirebilecek bir uygulamadır.
  • Söz konusu durumdan dolayı GDO’nun yarattığı alerji, vb. yan etkiler kullanımın yaygın olduğu ülkelerde çoktan tespit edilmeye başlanmıştır. Zararı on yıllar sonrasında açıklanan pek çok ürünü düşünürsek, ilerleyen yıllarda nasıl kirli çamaşırların ortaya çıkacağını varın siz düşünün.
  • ABD’de GDO’lu tohum üreticileri ile zirai ilaç üreticilerinin büyük ölçüde aynı olması; GDO piyasasının gelecekte alacağı şekli tahmin etmek açısından pek de zor değildir. Öncesinde vahşi kapitalizme ve bir taraflarıyla beraber sermayelerini de büyüten aç gözlülere hizmet eden ne varsa buna ek olarak insan anatomisini derinden etkileyecek uygulamalardan çekinilmemektedir.

Evet sevgili okurlar. GDO’nun zararları hususunda önemli gördüğümüz hususlar kısaca bunlardır. Bir kez daha belirtmek isteriz: Doğada en iyi tohumları seçip kaliteyi arttırmakla genetiği değiştirerek bir organizmayı doğal halinden uzak bir “yaratık”a dönüştürmek aynı şey değildir.

Sizler de bu konudaki fikirlerinizi yorum kısmında paylaşabilirsiniz.

 

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*