İnsanda yazacak heves bırakmaz bu İzlanda havası…

Neden İzlanda havası; ziyaret etmiş ya da araştırmış olan varsa bilir. Öyle her yer gibi yok bütün sene tropikmiş, yok ülkemizdeki gibi dört mevsim düzenli nizamiymiş, falanmış filanmış gibi bir havası yok oranın… Sene boyunca hava sıcaklığı en fazla 10-12*C’ye çıkarmış. Ama genel olarak bu 10-12*C ile 0-(-4)*C aralığında öyle bir değişkenmiş ki; gün içinde hangi kıyafetle dolaşacağınızı bile şaşırabilirsiniz. Gerçekten de adamların en ufak bir videosunu belgeselini falan izlediğiniz zaman paltoyla dolaşıp sahillerde keyifli bir şekilde yürüyen ya da kısa kollu bir t-shirt ile elinde şemsiye koşuşuturan tipler görebilirsiniz. Hatta havaalanlarında ve turistik tesislerde turistleri biraz esprili bir dille karşılamak için şöyle yazan bir kartpostal bulunurmuş: “Welcome to Iceland. If you don’t like the weather, just wait for 5 minutes.“(İzlanda’ya hoş geldiniz. Eğer havayı beğenmediyseniz, sadece 5 dakika bekleyin.” :))) Adamlar alışmış yüzyıllar boyunca. Ayrıca; bir gün oraya ben de gideceğim

Neyse; galiba sayısal kökenli olmama rağmen, birbirinden alakasız olaylardan örnekleme yapabilmem ve küçük olaylardan genelleme yapıp yazıya dökebilmem sebebiyle sapına kadar sözelci bir beyne sahibim. Yani Türkiye’deki “Aaa o kafalı adam sayısala girsin ya.” zihniyetinin eğitim zayiatlarında biriyim. Ama gelin görün ki; bugün size vereceğim örnek o kadar da İzlandayla alakalı değil…:) Aynen bizim değişken hava durumumuzla alakalı.

Yav arkadaş; haftaya başlıyoruz işti güçtü yazıydı, klasik gülme eğlenmesiydi sinir bozukluklarıydı derken hava birdenbire soğuyor. Bu pazartesi salı mıydı havalar epey soğuktu, nasıl sevindiğimi inanın ne burada bir kelimeyle ne de sözel olarak anlatabilirim. Ben sevincimi, üzüntümü eylemlerimle, yazdıklarımla, yarattığım yoğun ve keyif dolu dakikalarla yansıtırım azizim… Neyse; işte pazartesi, salı dedim ki “Ahaa kalın kalın giyinip dışarıda yürümelik, yüzüne yüzüne rüzgar çarparken dışarıda kalmaktan üşümüş ellerinizle sigarayı içip usul usul yürüyeceğiniz; geçmişten hayaletler ve şimdiki sorunlar eşliğinde o ağırbaşlı ve hüzünlü havaya bürünüp en güzel yazılarınızı, şiirlerinizi ortaya çıkaracağınız melankolik mevsim geldi.” Evet böyle bir düşünce var arkadaşlar hepimiz kışın bunu yapıyoruz, ama farkında olarak ama olmayarak…

Gelin görün ki hafta içinin bitimine doğru havalar geri ısındı, hava durumuna baktım bu hafta sonuna kadar daha da ısınacakmış… Ya bak; hava durumundan sorumlu arkadaş, ben bu konularda bahar geldi sanıp da erkenden açan sonra verimsiz bir sezona sebep olan tomurcuklar gibiyim. Ne millete pazartesi salıdan çiçek açtırtıyorsun da sonra öyle mal gibi ortada bırakıyorsun mk… Nolacak şimdi ben moduma girdim; hüzünlendim, duygulandım, neşelendim ama şimdi iklim değişti, hepsi içimde patladı. Bir şey yazasım gelmedi serbest kürsü ve yeraltı edebiyatı diye bunu yazdım mk…

Eğer bir kader anlayışı dahilinde hafta başında o gireceğim düşünce, hafta bitimine yaşanacak heves kırıklığı ve şu an bu yazıyı, ona ek olarak bakın tam olarak bu kelimeyi yazacağım önceden yazılmışsa; yayında emeği geçen 3-5-7-9 boyutlu tüm makamların Allah bin belasını versin diyorum…

Tam bilgisayarında DNS ayarlarını değiştirerek girilecek yayınlara girip işe koyulan sonra da bütün fizyolojik etkenler tamamlanmışken işi yarım kalıp hepsini içinde patlatmak zorunda kalmış olan adamın siniriyle, gerginliğiyle, o içinde patlamışlık o gerginlikle kaldım böyle

Şimdi bekleyelim ki beyin kimyamın yaşadığı o yanlış ereksiyon bitsin, normale dönsün…:((

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*