Jess Walter-Körler Ülkesi/Alıntılar

“…

Sanırım kendimizi birçok farklı biçimde kandırabiliriz. İnsanlar, sanki geçmemiz gereken fiziksel, duygusal ya da zihinsel bir eşik varmış gibi bir çocuğu yetişkin yapan şeylerden bahsederler. Ama söylüyorum size ve eğer kendinize karşı dürüst olursanız, bunun doğru olduğunu anlarsınız: Bizi yetişkin yapan şey kendimizi kandırma yeteneğidir. Bu kadar. Çocuklar kim olduklarını bilirler. Şişman bir çocuğa iyi göründüğünü ya da kötü bir atlet olan çocuğa sadece biraz daha fazla çalışması gerektiğini söylemeye çalışın. Yutmaz. Ama yetişkin olduğumuzda, palavralara inanmaya başlarız. Vergi kaçırmanın aslında çalmak olmadığını ve işe başlayanlar arasındaki uzun bacaklı adayın şirketin çıkarları için çok iyi olduğunu söyleriz kendimize. Hayatlarımıza bakar ve para ve statü değilmişim, üniversite yıllarındaki ahlakımızı korumuşmuşuz, şişman değil sağlıklıymışız, yaşlı değil saygıdeğermişiz, saçımızdaki gri teller entellektüel duruyormuş, bilmezse üzülmezmiş, farkına varılmazsa yalan sayılmazmış ve arada sırada bir kaçamağı hak ediyormuşuz gibi davranırız. Başka seçeneğim yoktu, kötülük yapmak istememiştim, ne olacağını bilmiyordum, elimde olsa bir daha yapmazdım der; özgürlükçü, açık fikirli, geçimli ve korkusuz olduğumuzu iddia ederiz. Olaylara bahanelerle ve gerekçeler bulur, sonra da bunların doğru olduğuna kendimizi ikna ederiz. Elimizden gelenin en iyisini yapıyormuşuz gibi davranırız.

Ama herkes kendi yarattığı ölümü yaşar.”

 

“…

Bazen lisenin aksak monotonluğunu unuttuğumuzu düşünüyorum: Bir öncekinin aynısı olan günler; aynı yerlerde geçen altı teneffüs, aynı masada yenen öğle yemeği, aynı çocuklardan gelen alışılmış şakalar, fısıltılar ve selamlaşmalar, aynı kıyafetler, şarkılar ve danslar. Eğer okul gerçekten hayat için hazırlıksa; daha çok bu şekilde bizleri katı bir iş takvimine, boğucu kalıplara, hayatının geri kalanı boyunca içerlemek üzere bir yetişkinin çabaladığı değişiklik eksikliğine alıştırmasındandır.

Her sabah kravatımızı aynı şekilde bağlamamızı her gün BMW’mizi park etmek için değişmeyen bir park yeri sahibi olmamızı, tatillerimiz bile rutinleşsin diye yazlık ev almamızı sağlayan eğitime ne kadar para ödüyoruz? Hiç bitmeyen, bu rutin lisede iliklerimize dek işleniyor ve sadece deliler ve biraz ilham sahibi olanlar bundan kurulabiliyor.

…”

“…

Hiç öğrenmiyoruz. Hayatlarımız durmaksızın daireler çizerek ilerliyor, aynı hataları yapabilelim diye aynı sorunları önümüze koyuyor. İleriye doğru gidiyormuş gibi yapıyoruz ama bir eksen üzerinde, kendisi de diğer bir milyon sıcak taşla beraber yörüngede dönen ve yıkıcı bir kürenin etrafında dolanan bir gezegende yaşıyoruz. Daireler evreninde hareket, dönmekten kaynaklı aldanıştan başka bir şey değil; atlı karınca gibi, ne kadar hızlı dönerse, dünya onun çevresinde o kadar hızlı hareket ediyor.”

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*