Mesleğinizden ve kariyerinizden emin misiniz?

Birçok felsefede ve inanışta söylendiği gibi; insanlar çocukluk dönemlerinde içlerinde bulundukları çevre şartlarından, hayata tutunabilmek için yapmak zorunda kaldıkları işlerden veya yaşamdan zevk almak için benimsedikleri iyi-kötü hobilerden sorumlu değildir. Sonraki yıllar boyunca söz konusu insanin karakteri, bakış açıları, nelerde yetenekli olup nelerde yeteneksiz olacağı üzerinde bunların etkili olacağı şüphesizdir.

Ondan sonrasında ise çoğu hayatın akışına kapılıp gider. Bir kısmı ise hayatının geri kalanında o zamanlar içinde uyanmış meraların, edindiği becerilerin izinden giderek belirsiz ama bir o kadar da huzur verici bir çizgi çizer. Sonuçta konuşmaları mızdan giyimimize kadar her şeyimiz sahip olduğumuz ya da olmak istediğimiz zihniyetin bir dışa vurumudur değil mi?

Ama bana sorarsanız bir insanın sahip olmamasına hiçbir şeyi bahane gosteremeyecegi tek şey vardır: Sorgulama yeteneği.. Hayat ve sistem üzerine düşünmeye vakit bulamamak, mahalle baskısına maruz kalmaktan korkmak, vs. vs. Sağdan soldan kulaktan dolma bilgilerle söylemiyorum. Bunların hiçbiri gözünüzün önünde yanlış giden bir şeyleri sorgulamamak için bahane değildir. Sonuçta sorgulamak ve analiz etmek beyninizin içinde olan bir şeydir. Siz belli etmedikçe veya dediklerinizi alamayacak kadar din-ideoloji bağnazı insanlarla konuşmaya kalkmadiginiz sürece kimse beyninizin içini göremez, orası size aittir. Bu yüzden dostlar:

  1. Şansınız varsa lisenin ortalarından itibaren üniversite ve meslek seçimini “gelecek vaat eden, çok kazandıracak meslekler” gibi yorumlardan etkilenerek değil; sezgilerinize güvenerek yapın. Şu an ikinci seçimini yapmış ve buna on hazırlık yapan biriyim. Ne ilkinde bir pişmanlık hissetmiştim. Ne de şimdi çevremdekiler kariyer kurumsallık planları yaparken ben yeni bir sektöre atıldığım için tedirginlik duyuyorum.
  2. Yapacağınız isi gerçekten seviyorsanız ve yukarıları zorlayabilecek iseniz yapın. Kariyer ve geçim sıkıntısından bu kadar korkmayın. Emin olun ömrümüz boyunca istemediğiniz şeyleri yapmaktan ve sevmediginiz kişilere gülümsemek zorunda kalmaktan daha korkutucu değiller… Siz onların sunduğu sahte kurtuluş yollarını kabullendiginiz, kendinizi yokluktan doğan bir başarı öyküsü gibi kabul ettirmeye çalıştığınız sürece onlar topluma hiçbir katkısı olmadan yasamaya devam edip, sizlere tek bir yumurtası bırakılıp geri kalanı toplanan tavuk gibi davranmaya devam ederler. Ayrıca; bir şekilde bu yazıya denk geldiyseniz ve kahveniz sigaraniz eşliğinde okuyorsanız o kadar da çaresiz durumda değilsiniz demektir.
  3. İnsanlar tarafından saygı görmek, uzun bir CV’ye ve fiyakalı bir Linkedin profiline sahip olmak öncelikli amacınız olmasın. Eğer bunu önemsiyorsaniz; emin olun kendini sevdiği işlere ve kişilere adayanlar, kendileriyle aynı düşüncelere ve zihniyete sahip olanlar tarafından saygı görmekten de önce, istemedikleri kadar sevilirler.
  4. Dini, siyasi, ideolojik, sosyolojik hangi konuda olursa olsun; etrafınızdan duyduğunuz ve okuduğunuz fikirleri hiçbir tabunuz olmadan sorgulamaktan asla korkmayın. Maddi-manevi zorluklar yaşıyor olabilirsiniz. Bunlardan dolayı haklı olarak kaygılarınız ve endişeleriniz olabilir. Hepimiz sürekli bir şeyler üretmek ve zaman zaman para kazanmak için bize saçma gelen işler yapmak zorunda kalıyoruz. Ama kimse sizin neye inanıp neye inanmayacağınıza, hangi meslekleri seçeceğinize veya sakal bırakıp birakmayacağınıza da karar verecek kadar; yani beyninizin saklı köşelerine girecek kadar yetkili değil.
  5. Kendinizi size sunulan yoldan gitmeye mecbur hissetmeyin. Alın sırt çantanızı ve bıçağınızı, yeni patikalar açmaya bakın. İstediği kadar dolambaçlı olsun veya kötü bir yöne gitsin. Korkmayın… 

Not: Bir amacım yoktu. Öylesine yazdım. Yemin ederim..

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*