Metropolleri barındırabilecek bir yeşil mimari mümkün mü?

metropol

Mimaride sürdürülebilirlik ve evlerimizin ekolojik duyarlılığa uygun hale getirilmesi gibi konuların son yıllarda epey popülerleştiğini biliyorsunuz. Gelecek yıllarda bu konuların araştırmacıları ve yatırımcıları daha da meşgul edeceği kaçınılmaz bir gerçek olsa da; tartıştığımız konu yeşil mimari ise ortaya pek çok pürüz çıkmaktadır. Hem de alternatif enerji kaynakları, geri dönüşümcülük, organik tarım gibi dalların yaşaması muhtemel sorunlardan çok daha fazlası…

Söyleyeceklerimi sizlere arz etmeden önce belirteyim: Mimarlık konusunda herhangi bir lisans eğitimi bulunan veya yapıların sürdürülebilirliği konusunda uzun yıllar çabalamış bir meslek adamı değilim. Fikirlerimi sadece yeşil mimariyi vakit bulduğu ölçüde araştırmış ve bunun günlük yaşantımıza uygulanabilirliği üzerine düşünmüş bir gözlemci olarak yazıyorum.

Barınma ihtiyacını karşılayacak binaların yeşili korumaya yönelik olması düşünüldüğünde; bugüne kadar tamamlanmış veya hala devam etmekte olan projelerin bu amaca pek de yakın olmadığını görürüz. Çünkü söz konusu çalışmalar daha çok çevre kirliliğine dikkat çekmeye yönelik, emeği geçen kişinin kendini ifade etmeye çalıştığı sanatsal adımlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Yeşil mimari konusundaki gündemi biraz takip ederek bulabileceğiniz pet şişelerden inşa edilen yapılar, becerikli eller tarafından şirin mi şirin bir yapıya dönüştürülen mağaralar, herkesin işe yaramaz dediği atıkların bir araya getirilmesiyle oluşturulan birbirinden harika eserler gibi pek çok çalışma mevcuttur. Ama sizin de tahmin edeceğiniz gibi bütün bunlar çok önemli bir soruya cevap verememektedir: Sürdürülebilirliğin esas alındığı bir mimari ile büyükşehirlerimiz ve metropollerimizin o bol ışıklı, bol eğlenceli yaşam tarzı da dahil olmak üzere tüm enerji ihtiyacının karşılanabildiği, bugünkü barınma standartlarından hiçbir ödün verilmediği binalar, yeni şehirler inşa etmek mümkün müdür? Bugünkü bilgi dahilinde zor olsa bile bunu kolay hale getirebilmek için hangi yönde adımlar atılması gereklidir?

geleceğin yeşil mimari projelerinden bir örnek
geleceğin yeşil mimari projelerinden bir örnek

Aklımızda hemen resimde örneklerini gösterdiğimiz gibi alternatif enerji kaynaklarının kullanıldığı yapılar; çatıları ve yan cepheleri yeşil bitkilerle dolu binalar zihnimizde canlanacaktır. Fakat hemen şunu sormak lazım: Küçük üretim kapasitesine sahip, şahsi girişim ürünü olan bu güneş panelleri ve rüzgar türbinleri onlarca apartmana veya rezidansa, bugünkü enerji santrallerinin sağladığı gücün kaçta kaçını verebilecektir? Şahsi yatırımlar yerine devasa çapta güneş, rüzgar, hatta daha da verimlisi olarak deniz dalgaları ve jeotermal enerjinin uygulanabilmesinin önündeki başlıca engeller nelerdir? Yapılarda kullandığımız yeşil bitkiler; aynı yapıları inşa etmek için katlettiğimiz ormanların Oksijen üretim kapasitesine yetişebilecek midir? Daha da önemlisi; orman içinde var olan besin zinciri ve ekosistemi geri getirebilecek midir?

İşte değerli okurlar. Sadece gözlem ve biraz gerçekçi bakış açısına güvenen biri olarak; yeşil mimarinin günlük hayatımızın olağan bir parçası olabilmesi için cevaplanması gereken ilk sorular bunlardır derim. Mimaride çevre duyarlılığının ve ekolojik hassasiyetin kitlesel anlamda yansıtılabilmesi konusunda sizlerin görüşleriniz ve tespitleriniz nelerdir? Yorumlarınızla veya sitemizde yapacağınız yazarlıkla belirtirseniz çok seviniriz. Sağlıcakla kalın.

 

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*