Neden yeşil ekonomi?

Yeşil ekonominin ne olduğunu anlatan, tarihçesinden ve temel prensiplerinden bahseden birçok yazıyı kolaylıkla bulabilirsiniz. İnternetten yaptığınız aramalarda, edindiğiniz ve okuduğunuz kitaplarda sayısız veri mevcut. Peki soruyu hiç kendinize bu açıdan sordunuz mu? Neden yeşil ekonomi? Neden halihazırda var olan ekonomik kalkınma programlarını ve stratejilerini boşverelim de sürdürülebilir, ekolojik iktisat temelli uygulamalara gönül verelim?

Yazının derinliklerine inmeden önce konu hakkında genel bir bilgi edinmek isterseniz “Yeşil ekonomi nedir? adlı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz. Buna ek olarak “Yeşil ekonomi doktrinine dair” kategorisine de göz atarak ekolojik iktisadın yenilenebilir enerji, geri dönüşüm, organik tarım, sosyal adalet gibi tüm başlıkları hakkında yazdığımız genel nitelikli makaleler de mevcuttur.

Şimdi devam edelim. İşte; 21. yüzyılın cani, vahşi ,acımasız, adaletsiz, lanet kapitalist ekonomisi yerine yeşil ekonomiyi dikkate almak için birkaç mantıklı sebep:

1)Yeşil ekonomi; tamamen yenilenebilir ve temiz enerjiyle elektriğini üreten bir dünya ön görmektedir

Şu an için belki hepimize uzak bir rakam gibi gözüküyor. Fakat 2016 yılı içerisinde Almanya ve İngiltere’de şebekeye tamamen yenilenebilir kaynaklarla elektrik verebilen kasabaların ve belediyelerin ortaya çıktığını düşünürsek, sürdürülebilir enerjinin o kadar da uzak bir teknoloji olmadığını tahmin etmek kolay olacaktır. Unutmayalım; Türkiye’de bile rüzgar enerjisi başta olmak üzere; tüm enerji sektöründe yenilenebilir kaynakların yüzdelik dilimi her geçen yıl artmaktadır ve tüm dünyada başlıca üretim yöntemi olarak kabul edilmesi de epey yakındır.

Günümüzde güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi bilindik alt kolların yanında dalga enerjisi ve biyokütle enerjisi gibi pek çok seçenek de gelişmiştir.

2)Yeşil ekonomi; tüketim çılgınlığını ve kar odaklı seri üretimi kesinlikle yasaklamakta; geri dönüşüm endüstrisine azami derecede fırsat vermeyi ön görmektedir.

Bakın tasarruf diye de belirttik… Çünkü insanlar; yenilenebilir enerji ve geri dönüşüm teşviklerinden sonra geriye hiçbir şey yapmaya gerek kalmadığını düşünmekte, günlük hayatlarında meydana getirdikleri tüketim çılgınlığını ve kullan-at mantığını devam ettirmektedir. Bu yüzden ekolojik iktisat; biraz modern, biraz da nostaljik bir tatla tasarrufu, gerekmedikçe tüketmemeyi ve sürekliliği esas almaktadır.

Geri dönüşüm endüstrisine gelirsek; sanayi ve endüstri, bildiğiniz gibi tamamen kar odaklı ve seri üretim mantığıyla çalışmaktadır. Bu da; hammadde tüketiminde ve malzeme sarfiyatında tasarrufu ve geri dönüşümü arka plana itmekte; 7 milyarlık dünya nüfusu düşünüldüğünde korkutucu miktarda israflar söz konusu olmaktadır. Geri dönüşüm kollarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması halinde yapılacak hammadde tasarrufunu ve askeri-savunma harcamaları yerine kamu refahı ve kalkınması için kullanıldığında olacak huzuru, barışı siz düşünün. Misal; Norveç ile Afganistan…

3)Diğer ismiyle ekolojik iktisat; organik tarım ve organik hayvancılık gibi sektörlere önem verilmesinden ve insan sağlığının kar hırsından önce gelmesinden yanadır

Neden yeşil ekonomi?” diye sorulduğunda söylenecek en önemli kısımlardan biridir. Biraz da konuya aşinalığı sebebiyle “ekolojik iktisat” tabirini kullandık. Çünkü tarım ve gıda; günümüzde “Amaan her gün yiyoruz üretim devam ediyor işte.” diye düşünülse de en ufak bir sekteye uğraması halinde dünya üzerinde korkunç savaşlar çıkartabilecek sektörlerdir. Tıpkı arıların neslinin tükenmesiyle insan neslinin de tehlikeye düşebileceği gibi…

Bu yüzden hem tarım ve hayvancılık uygulamalarında organik, sürdürülebilir yolların geliştirilmesi; hem de köyden kente kadar tüm insanların eşit derecede sağlıklı beslenme koşullarından yararlanabilmesi açısından tarımda sürdürülebilirlik, çok önemli bir avantajdır.

4)Yeşil ekonomi; bol yıldızlı, bol sıfırlı ve lüks eğlenceler yerine doğa turizmi gibi keyifli ama bir o kadar da çevre dostu, mütevazi bir eğlence anlayışını teşvik etmektedir

Zaten biliyorusunuz ki turizm ve eğlence sektörleri; yarısından çoğunun pazarlama ve reklamcılık faaliyetlerinden ibaret olduğu, rekabet ve göz boyama uğruna bol sıfırlı rakamların havalarda çar çur edilip durduğu balon sektörlerdir. Bu da adeta kapitalist ekonominin yuvalanması için gereken ini yaratmaktadır.

Doğa turizmi ve türevi niteliğinde olabilecek her türlü eğlence, tatil işi; hem gereksiz rekabetin önüne geçerek kaliteyi ve doğaya yapılan yatırımı arttıracak; hem de yerel iş gücünü ve yöresel değerleri desteklemesi sayesinde küçük sermayeli ekonomilerin ve kültürel değerlerin var olmasını sağlayacaktır. Doğa turizminin işleyişiyle ilgili ayrıntılı bilgiye de “Doğa turizmi nedir?” isimli yazımıza tıklayarak ulaşabilirsiniz.

5)Yeşil ekonomi (ekolojik iktisat); gelir adaletsizliğinin ve zengin-fakir uçurumunun kesinlikle engellenmesini, gerekirse hükümetlere bu konuda yaptırımlarda bulunulmasını ön görmektedir

Sürdürülebilirliğe dair ilk uluslararası çalışma; 1972’de toplanan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda alınmıştır. Burada tartışılan ve masaya yatırılan en önemli başlıklardan biri; üye ülkelerde fakirliğin azaltılması, adaletsizliğin ve gelir uçurumunun önüne geçilerek fırsat ve standart eşitliği yaratılması için çalışmalarda bulunulmasıdır. “Ekolojiyle ne alakası var?” diye soran kıvrak zekalılar olabilir. Hemen söyleyelim: Yeşil ekonomi; kuru kuruya yenilenebilir enerji kaynaklarının ve her türlü temiz teknolojinin aynı egemen kitle tarafından kullanılıp aynı sömürünün devam etmesini değil, bedava ve herkese yetecek şekilde mevcut olan bu sonsuz doğal kaynakların sosyal adaleti sağlayacak şekilde düzenlenmesini talep etmektedir. Bunu da büyük ihtimalle gelir seviyesi maksimum orta halli olan siz sevgili okurlar tahmin eder: Hiç de öyle zor ve imkansız bir şey değil.. Neden adaletsizliğin ve sosyo-ekonomik çarpıklığın devam ettiğini hepimiz az çok biliyoruz..:)

Neden yeşil ekonomi?” diye sorduktan sonra bu başlığı daha uzun tutmamızın da bir sebebi var: Sevgili okurlar; günlük hayatımızda mesleğimiz gereği hem her türlü doğasever faaliyetlere katkıda bulunup geçimimizi sağlıyor, hem de diğer platformları ve bu konular hakkında yayınlamış kitapları, yayınları takip ediyoruz. Fakat hepsinde o kadar bariz bir eksik nokta var ki; o da sosyal adaleti hatırlatmanın ta kendisi…:) Lütfen arkadaşlar; ne yeşil ekonomi, ne ekolojik iktisat, ne de herhangi bir isimle literatüre girmiş çevreci görüş; sadece yenilenebilir enerjiden, geri dönüşümden ve organik tarımdan ibarettir. ADALETSİZLİĞİ VE SOSYO-EKONOMİK BOZUKLUĞU HATIRLATMAK, FIRSAT BULDUKÇA BU KONUDA SOMUT ADIMLAR ATMAK; YEŞİL EKONOMİNİN EN TEMEL BAŞLIKLARINDAN BİRİDİR.

Bizim gibi gönüllü olan arkadaşları bu konuda biraz daha duyarlı olup empati yapmaya, gündemlerinde yer ayırmaya; kitapları ve çalışmalarıyla fikri rehberimiz olan tüm akademisyenlerin ve uzun yıllar bu sektörlere gönül vermiş saygıdeğer insanların da uzmanlık alanları haricinde bir iki kelam etmeyi esirgememeye davet ediyoruz.


Sizler de fikirlerinizi engelsiz, sansürsüz bir şekilde gönül rahatlığıyla sitemizde belirtebilirsiniz. Yorum yapmanız veya yazı yazmak için iletişime geçmeniz yeterli, sağlıcakla kalın…:)

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*