Organik tarımın tarihsel süreci ve gelişimi

organik tarım tarihi

Çevrecilikle, sürdürülebilirlik kavramıyla ilgilenen ilgilenmeyen herkesin mutlaka duyduğu bir kavramdır organik tarım… Hele ki 2000 yılında itibaren kazandığı eşi benzeri görülmemiş büyüme hızı göz önüne alınırsa; artık dünyanın büyük kısmının doğru yolun ekolojik tarım olduğuna ikna olduğunu bile iddia edebiliriz.

Yazılarımızda kullandığımız farklı isimlere bir açıklık getirmek açısından şunu açıklayalım: Organik tarım; dünya literatürüne ilk olarak “ekolojik tarım” ismiyle girmiştir. Bu tanım İngilizce konuşan ülkelerde ve Avrupa’da “organik tarım” olarak benimsenmişken; Latin ülkelerinde ise “biyolojik tarım” tabiri yaygınlaşmıştır. Bir nevi yöresel ağız farklılığı gibi… Bu tanımların dışında organik tarımın ne demek olduğunu merak edenler “Organik tarım nedir? yazısını okuyabilirler. Organik tarımı bu kadar ön plana çıkaran, diğerlerinden farklı kılan etkenleri merak edenler ise “Organik tarımın diğer tarım çeşitlerinden farkları“na dair yazımıza göz atabilirler.

İki yazıdaki temel bilgilerden sonra bu yazımızda ekolojik tarımın tarihte ilk kez ortaya çıkışına, bu konuda araştırmalar yapan bilim insanlarına ve tüm dünyaya yayılma sürecine değineceğiz.

Organik tarım kavramının ortaya çıkışı

Toprağın yapısını bozmadan, doğal yaşamla uyumlu bir yetiştirme tarzını esas alan biyolojik tarım; ilk kez 1900’lerin başında ortaya çıkmış, hakkında çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Sebebini tahmin etmekse zor değildir: Sanayi Devrimi’ne ve endüstrileşmeye kadarki çağlar boyunca kimyasallar, tarım ilaçları gibi yöntemler çiftçiler tarafından bu kadar yaygın olarak kullanılmıyorken 1700’lü ve 1800’lü yıllarda artan sanayileşme oranı her şeyi tersine çeviren durum olmuştur. Kullanımı artan kimyasal maddeler, endüstriyel yöntemler direkt olarak insan vücudunu hasta etmek şöyle dursun, yapısını bozarak besin zincirine kökünden zarar vermye başlamış; kısa süre sonra bu durumun insan vücudundaki etkileri fark edilmiş ve yetkililerce önlem alma ihtiyacı hissedilmiştir. Tabii ürünlerden birim alan başına daha fazla verim almak için yapılan topraktaki organikliği, yaşamı yok etmeye yönelik çalışmalar; tarım zararlılarıyla mücadele etmek için kullanılan ilaçlar da bunların cabası olmuştur.

Organik tarıma dair ilk bilimsel çalışmalar

Bütün dünyayı ilgilendiren ortak besin zinciri böyle bir duruma düşmüşken elle tutulur ilk çalışmalar da yine beklenen camiadan gelmiştir: Bilim insanlarından…

1873 doğumlu İngiliz bir botanikçi olan Sir Albert Howard; 1910 yılında bir “Tarımsal Vasiyetname” yayınlamış ve ekolojiyle uyumlu yeni bir tarım anlayışının benimsenmesi gerektiğine dikkat çekmiştir.

1874 yılında dünyaya gelen Avusturyalı bir botanikçi ve mikrobiyolog olan Raoul France da; sanayileşme ve endüstrileşmeden dolayı toprağın gördüğü zararlara dikkat çekmek amacıyla çalışmalara başlamıştır. Gelecek yıllarda tarım ürünlerinin taşıyacağı zararlı yönleri ıspatlayan çalışmalarını 1911 yılında “Toprak Ekolojisi” ismiyle yayınlamıştır.

Yani organik tarımın vurgulandığı ilk çalışmalar 1910-11 yıllarında Raoul France ve Sir Albert Howard tarafından ortaya çıkarılmıştır.

Raoul France ve Sir Albert Howard
Raoul France ve Sir Albert Howard

Aynı konular üzerinde çalışma yapmak isteyenlere rehber niteliğinde olan bu yayınlar kısa sürede beğeni toplamış; sonraki yıllarda organik tarımı uygulamaya geçirmek isteyenlerin en büyük ilham kaynağı olmuştur.

Organik tarım hayata geçiriliyor

Ekolojik tarımın dünyanın gidişatını etkileyecek şekilde kitlesel boyutlarda uygulanması ise 1920’lerin sonlarına doğru gerçekleşmiştir. Aradan geçen 20 yıla yakın zamanda biyolojik tarım daha çok bilimsel araştırmalarla sınırlı, küçük bir grup tarafından geliştirilen hobi statüsünde kalmıştır.

Peki organik tarımı dünya çiftçilerinin günlük hayatında olağan bir terime dönüştüren şey ne olmuştur? Tabii ki Dr.Rudolf Steiner’ın çalışmaları…

1924 yılında “Biyodinamik Tarım Yöntemi” adı altında araştırmalarını yayınlayan Steiner; sadece bununla kalmaıştır. Organik tarımın hayata geçirilmesi için Avrupa’da onlarca üretici semineri vermiş; ekolojik tarımın tam olarak anlaşılması, uygulanması için bizzat emek vermiştir. Aynı yıllarda Steiner’ın bu çalışmalarıyla motive olan birçok gönüllü de elini taşın altına koymuş ve organik tarımın günümüzdeki saygınlığına kavuşmasının önü açılmıştır.

Ekolojik çalışmalarının yanı sıra felsefe, ezoterizm, mimari, vs. alanlarda da araştırmaları bulunan Rudolf Steiner ve diğer bilim insanlarının biyografilerine gelecek yazılarımızda gayet ayrıntılı olarak değineceğiz.

Dr. Rudolf Steiner
Dr. Rudolf Steiner

Organik tarım gönüllüleri dernekleşiyor

1970’li yıllara kadar Steiner ve ekolojik tarım gönüllülerinin çalışmaları Avrupa tarımıyla sınırlı kalmış; yeni tarım anlayışı daha çok bu kıtada yaygınlaşmıştır.

70’lerde ise organik tarım hareketini uluslararası boyuta taşıyan adım atılmıştır: 1972 yılında Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu (IFOAM) kurulmuş; tüm dünyadaki ekolojik tarımcıların iletişim halinde olabilmesi için uygun bir platform olmuştur.

Organik tarım böyle uluslararası çapta örgütlenmişken; bir de bütün dünyanın besinlerimizde bulunan zararlı maddelere daha duyarlı hale gelmesi derneğin önünü açmıştır. 1980’lerden günümüze kadar ekolojik tarım muazzam bir yükselişe geçmiştir.

Organik tarımın tarihsel gelişim süreciyle ilgili yazacaklarımız şimdilik bu kadar. 1980’lerden sonrası biyolojik tarımın günümüzdeki konumunu da yakından ilgilendirdiği için bu kısmı ayrı yazılar halinde ele alacağız.

Sağlıcakla kalın…

Bunlar da ilginizi çekebilir!

1 geri izleme / bildirim

  1. Organik tarıma başlamak istiyorum | YER-SU

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*