Parkur sporu nedir? Hakkında bilinmesi gerekenler nelerdir?

İçeriğinde doğadan ve yeşilliklerden mutlaka bazı resimlerin ve ana temaların bulunduğu doğa sporlarından sonra bugün bambaşka bir alternatifle karşınızdayız: Parkur… Aslında şehirde yaşayıp da ruhu metropol hayatının basma kalıp yaşantısına sığmayan, çevresinde bulduğu malzemeler ve imkanlar doğrultusunda yaratıcılığını kullanan pek çok kişinin gayet iyi bildiği bir spordur. Bilmeyenler için ise hemen akıllarına gelecek şekilde açıklayalım: İzlediğiniz bazı videolarda belki de bizzat kendi gözlerinizle şehir de bulunan merdivenlerden, demir korkuluklarda, binalar arasından hatta daha da tehlikeli bölgelerden çevik ve akrobatik hareketlerle geçip giden spor giyimli insanlar görmüşsünüzdür. İşte bu; parkur sporunun ta kendisidir.:)

Aslında bakacak olursanız müsabakaları olan klasik spor çeşitlerinden ziyade özgür bir tarzı vardır parkurun. Yani futboldaki freestyle ile özdeşleştirebiliriz bu yönünü. Ayrıca; genelde şehir ortamında yapılmasına rağmen dibine kadar bir doğa sporudur. Çünkü birazdan inceleyeceğimiz gibi parkurun doğuşu; “şehir hayatının insanda yarattığı olumsuz etkilere dikkat çekmek ve bunu, bizzat o etkileri yaratan yapıları kullanarak dışa vurmak” düşüncesiyle gerçekleşmiştir. Resmi kaynaklar ise parkuru “bir noktadan başka bir noktaya insan vücudunun yeteneklerini en verimli şekilde kullanıp, sınırlarını da zorlayarak, hızlı ve etkili biçimde hareket etmesini hedefleyen bir beden eğitimi türü ve yaşam tarzıdır.” şeklinde tanımlıyor.

201432125141986945_8

Parkurun doğuşu ve tarihçesi

Şöyle bir düşünün. Parkur gibi şehir içerisinde size cenneti yaşatacak bir spor; büyük ihtimalle büyükşehir yaşantısının son derece ilerlemiş olduğu bölgelerde yaşayan ve bundan şikayetçi olan insanlar tarafından yaratılmış olacaktır değil mi? Evet; tam olarak öyle.. Resmi bilgiyi verecek olursak parkur sporu; 1997 yılında Fransa Paris’te David Belle, Sebastian Foucan ve bir grup arkadaşı tarafından bulunmuştur ve ilk kez icra edilmiştir. 

Daha önceki doğa sporlarını anlatırken hep bir noktadan bahsetmiştik: Doğada hayatta kalmayı ve çevik olmayı hedefleyen bütün doğa sporları; eski çağlarda insanların hayatta kalmak için edindiği becerilerin tekrar diriltilip kim olduğumuzu hatırlamamız hedefiyle ortaya çıkmıştır. Örneğin dağcılık.. İşte parkur da şehir hayatında uykuya dalmış insanlara bunu en iyi hatırlatan sporlardandır. Çünkü yapılan hareketler ve amaçlanan şeyler; bire bir insan anatomisinin hareket, çeviklik, hız ihtiyacına ve avcı-toplayıcılık iç güdülerine hitap etmektedir. Bu durumu da kuruculardan Sebastian Foucan, verdiği demeçte o kadar temiz bir şekilde anlatmaktadır ki, daha üzerine bir yorum yapmaya dahi gerek yok:

Aslında Le Parkour (Parkur sporu) her zaman vardı. Biz buna sadece bir isim verdik. Bizim yarattığımız bir şey değil. Biz sadece onun varlığını bulduk. Taş devrinden beri Le Parkour vardı. Avlanmak, kaçmak veya kovalamak için insanlar koşturuyorlardı.

Zaten Foucan’ın söylediklerini kanılar nitelikte kısa sürede büyük ilgi gören Parkur, 10-15 yıllık bir zaman dilimi içerisinde kendine çok geniş bir hayran kitlesi edinmiştir. Günümüzde parkur kursları dahi vardır..:) Yeşil sektörler arayanlara duyurulur.

Parkur sporu hakkında bilmeniz gerekenler

Eğer siz de bu spora başlamayı düşünüyor, kendinizi şehirde oluşturduğunuz pistlerde bir oraya atlayıp, bir şuraya yuvarlanıp bir de oradan oraya takla atmak istiyorsanız, aşağıdaki listeye göz atmanız ve bunlara dikkat ederek parkura başlamanız daha iyidir:

  • Her şeyden önce vücudunuz çevik ve ani hareketlere duyarlı olmalıdır. Bunun için; en başlarda basit parkur hareketleriyle beraber kondüsyonunuzu geliştirecek tarzda antrenman da yapabilirsiniz.
  • Artık spora düzenli bir şekilde başlarken kesinlikle basit ve temel hareketlerle başlayıp sonradan daha zor hareketlere geçmelisiniz. Unutmayın; sizlere iyi bir tanıtım yapmak amacıyla çekilen videolardaki o taklalar o hayran bırakıcı hareketler, yılların çalışmasının bir ürünü. Hiçbir sporda bunu aksi yönde bir çare yoktur…
  • Antrenmanlar ve tecrübeler doğrultusunda zamanla özgüven kazanmak ve korkularınızı yenmek için çaba vermelisiniz. Bunlar uzun mesafe bir atlayış, tehlikeli bir yerden sıçrama, yüksek bir yerden güvenli bir şekilde düşme gibi pek çok versiyon olabilir. Ayrıca unutmayın ki beton zemindesiniz..:) Bu yüzden çalışırken bir yandan da vücut koordinasyonunuza dair o korkuları yenmeye bakın.
  • Spora başlamadan önce her seferinde parkuru kabaca kontrol edin. Böylece nerelerin zor olduğu, nerelerin kolay olduğu, riskli bir geçişin olup olmadığı hakkında daha rahat fikir edinir ve daha güvenli bir şekilde icra edersiniz. Ama tabii zamanla bu kontrol olayını bırakıp tamamen içgüdülerinize güvenecek seviyeye gelmek en iyisi..:)
  • Her sporda olduğu gibi parkurda da başlamadan önce ısınma hareketlerinizi eksiksiz yapmalısınız. Aksi halde ciddi sakatlıklar baş gösterebilir.
  • En önemlisi; bu maddeleri okuyup o videoları izledikten sonra sakın boş bir özgüvenle her şeyi kendi başınıza yapmaya kalkmayın. Daha çok güvenecekseniz bir parkur kursuna yazılın ya da mutlaka sosyal ortamlardan bir parkur grubuna dahil olun. Hatta sokakta gezmeye çıkıp parklarda amatör olarak bu sporu yapan gençlerle gidip çekinmeden konuşun. Size iş arkadaşlarınızdan ve patronunuzdan çok daha can-ı gönülden bir şekilde yardımcı olacaklardır. Yeter ki başınızda sizden daha tecrübeli birisi bizzat, uygulamalı olarak bulunsun ve size deneyimleri doğrultusunda fikir verecek yetkinlikte olsun.

Evet sevgili okurlar; parkur sporunun genel hatları ve yapılışıyla ilgili söyleyeceklerimiz bu kadardır. Gerçekten çok etkileyici ve heyecan verici bir doğa sporu.. Sizler de fikirlerinizi yorum kısmında belirtebilir, hatta eğer bir parkur sporcusuysanız daha iyi görüşleri bütün okuyucularımızla istediğiniz şekilde paylaşabilirsiniz. Aşağıda parkur sporuyla ilgili kısa bir video mevcut. Gelecek yazılarda görüşmek dileğiyle, hoşça kalın…

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*