Prof. Dr Levent Kırılmaz ile Çevre Bilinci adlı kitabı ve dersi üzerine bir söyleşi

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde Profesörlük yapan Prof.Dr.Levent Kırılmaz; uzun yıllardan beri yürüttüğü Eczacılık Bölümü akademisyenliğinin yanı sıra son derece çevreci, doğayı seven, araştırmacı ve aktif bir çehreye sahip. Öyle ki; hepsi birbirinden önemli ve ilgi çekici olan tam 3 seçmeli dersin müfredat hazırlanmasından öğrencilere anlatılmasına kadar bizzat emeği olmasının yanı sıra, henüz yaklaşık bir hafta önce yayınlanmış “Çevre Bilinci” isimli bir kitabı da mevcut.

Prof. Dr. Levent Kırılmaz

Çevre, çevre kirliliği, çevreyi korumanın önemi, insanın çevredeki konumu gibi çok önemli konulara değinilen kitap hem doğaseverliğe, ekolojiye adım atmak isteyenler için bir genel kültür kaynağı iken, hem de fakültede verilen Çevre Bilinci dersinin kaynak kitabı olarak kullanılıyor.

Türkiye’nin incisi İzmir’de çevrecilik adına böyle idealist ve bir o kadar da kök salacak çalışmalar yapılırken, amansız mücadeleler verilirken; amacı çevreci ve ekolojist bir portal olmak olan Yer-Su olarak bizler de gücümüz yettiğince üzerimize düşeni yapmak bizim için bir onurdur dedik ve Sayın Hocamız Prof.Dr.Levent Kırılmaz’ın yeni çıkan kitabı, Ege Üniversitesi’nde verdiği dersleri ile ilgili röportaj hazırlamak istedik. Sağolsun kendisi de bizi kırmadı ve bilgilerini, fikirlerini siz Yer-Su okuyucularına iletmek üzere paylaşmayı kabul etti.

1) Hocam merhabalar. Öncelikle sevgili okurlarımıza kendi anlatımınızla biyografinizden, mesleğinizden ve akademik kariyerinizden kısaca bahsedebilir misiniz?

Levent Kırılmaz: 1959 İzmir doğumluyum. 1976 yılında Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesini kazandım. 1980 Yılında bitirdim. 1981 yılında akademik hayata başladım. 1993 yılında doçent, 1999 yılında Profesör unvanını aldım. Şu anda Biyofarmasötik ve Farmakokinetik Bilim Dalı başkanlığını 1994 yılından bu yana yürütüyorum.

Fakülteme kazandırdığım 3 önemli ders var. Hepsi de ne yazık ki seçmeli ders statüsünde, bence bunlar temel dersler ve zorunlu olmalıydı. Sırasıyla Kentlilik Bilinci ve İzmir Tarihi, Çevre Bilinci ve son olarak da Yaşama Sanatı

Mesleki derslerimden çok daha fazla önem veriyorum bu derslerime. Bunu samimi olarak belirtmeliyim. Öğrencilerime de her zaman söylerim, iyi bir insan olmadan iyi bir eczacı olamazsınız. Bu bakımdan bu tür sosyal dersleri çok ama çok önemsiyorum. Üniversitemizde sadece fakültemizde olmasından da büyük gurur duyuyorum. Eminim pek çok üniversitede bu dersler bulunmuyor. Ne yazık ki genelde üniversiteler, özellikle de devlet üniversiteleri, bir meslek kazandırmaya odaklı eğitim veriyorlar, insan odaklı değil…

2) Seçtiğiniz akademik branş ile çevrecilik “mesleki” olarak birbirinden uzak branşlar. Çevreciliğe ne zamandan beri, ne vesileyle aşinasınız? Hiç ana mesleğinizi çevreci bir sektöre kaydırmak gibi bir düşünceniz oldu mu?

LK: Güzel ve önemli bir soru… Önce en büyük rehberim/rehberimiz Mustafa Kemal Atatürk ile başlayayım. Kitabımda daha geniş bilgiler var Atatürk ve doğa sevgisi ile ilgili. Atatürk’ün de mesleği ziraat mühendisliği veya çevre mühendisliği değildi. Ama O büyük öngörüsü ile neyin doğru neyin yanlış, neyin gerekli olduğunu çok iyi görüyordu. Yine Manisa Tarzanı’nın da mesleği çevre üzerine değildi. Çevreye karşı duyarlı olmak ve sorumlu olmak için sadece İNSAN olmak yeterli. Barış Manço ile bitireyim… Türkiye’mizin değerli sanatçısı da şöyle diyor: Çevre, sadece çevrecilere bırakılmayacak kadar ciddi bir konudur…Ne kadar doğru bir söz

Ben de  önce iyi bir insan olmaya çalışıyorum. Topluma, doğaya ve dünyaya karşı büyük görevlerimiz var, bunları hatırlamaya ve yerine getirmeye çalışıyorum…

Sanırım sorunuzun cevabını verebildim.

 

3) Ege Üniversitesi’nde sizin çabalarınızla öğrencilere verilmeye başlanan “Çevre Bilinci” dersinden bahsetmek ister misiniz? Örneğin; saygın bir üniversitede %100 çevre ile ilgili bir dersin verilmesi için ekstradan ve asil bir şekilde sarf ettiğiniz çabadan, yaşadığınız süreçten mütevazı olmaya ihtiyaç duymadan bahseder misiniz?:) “Dersin müfredatında emeği geçen kişi siz misiniz, yoksa içerik tamamlamak adına yardımcı olan gizli kahramanlarınız da mevcut mu? Bu dersin öğrenciler üzerinde bırakmak istediği etkiler nelerdir, neyi amaçlamaktadır?” gibi…

LK: Fakültemde bu dersin olmasında emeğim bulunduğu için gurur duyduğumu tekrar belirtmek istiyorum. Mütevazi olmayacağım. Süreç şöyle işledi. Üniversitemde Çevre Sorunları araştırma ve uygulama merkezi var. Bu bilgilerin tüm fakültelere ders olarak vermelerini önce onlara önerdim. Bu bana göre onların göreviydi. Ancak konu ilgilerini çekmedi, konferanslar yaparız cevabını verdiler, ama onu da yapmadılar. Bunun üzerine 2008 yılında Fakülte Kuruluna bir gerekçeyle bu dersin açılması konusunda başvuruda bulundum. Uygun bulundu. Ve ders hemen uygulanmaya başlandı. İlk yıllarda fakültemiz öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Zeki Haznedaroğlu ile birlikte dersi yürüttük. Sonraki yıllarda benim iş yüküm artınca dersi onun sorumluluğuna bıraktım. Ancak kendisi bu sene başka bir üniversiteye geçince dersi yine ben sahiplenmek durumunda kaldım. Ve kitap fikri de bu sene çıktı. Çünkü sonuçta ben de emekli olursam dersin kapanması söz konusu olabilirdi. Ancak arkamda bir kitap bırakırsam dersi birisinin sahiplenmesi daha kolay olur diye düşündüm. Dersin içeriğiyle ilgili tüm fikirler bana aittir. Aklımı ve mantığımı kullanarak önemli olduğunu düşündüğüm konuları kitabıma aldım.

4) Nihayet geçtiğimiz günlerde yayınlanan kitabınıza gelirsek… Ege Üniversitesi Yayınları ile piyasaya sürülen kitabın adı da “Çevre Bilinci”. Bir dipnot olarak, bir baskıyı da Yer-Su’dan esirgemediğiniz için ayrıca teşekkür ediyorum..:) İsminin hakkını fazlasıyla verecek şekilde çocuklara, gençlere yönelik çevre bilinç eğitiminden Atatürk’ün doğa ve çevre sevgisine dair eşsiz anekdotlardan, bütün çevrecilerin bilmesi gereken temel bilimsel terimlere ve “ekolojist bir genel kültür” oluşturacak bilgilere kadar sayısız önemli başlığın yer aldığı; temel ve giriş niteliğinde bir bilgi deposu…

Kitabınızla ilgili; hem yazma sürecini, hem uygulanmasını, hem de yayınlanıp beğeniye sunulduktan sonraki süreci kapsayacak şekilde iyice düşünecek olursanız serbestçe eklemek istedikleriniz, kitabı henüz okumamış olanlara, okuyanlara, herkese; “Çevre Bilinci”nin bizzat yazarı olarak kitapla ve içeriğiyle ilgili söylemek istedikleriniz nelerdir?

LK: Kitapla ilgili olumlu düşünceleriniz için öncelikle çok teşekkür ederim. Sizin web sayfanızı, çevre bilinci kitabını yazarken yaptığım araştırmalarım esnasında gördüm ve çok beğendim. Ben de size teşekkür ederim çabalarınız için. Mesleğinizi bilmiyorum, belli ki siz de mesleğiniz olmamasına rağmen benim gibi çevre gibi çok önemli bir konuya dikkat çekmeyi bir yaşam amacı olarak görüyorsunuz. Burada bir parantez açıp “yaşama sanatı” kitabımda değindiğim “yaşam amacı” hakkında kısa bilgiler vermek isterim. Çünkü bu çok önemli bir konu.

İstisnasız hepimizin bu yaşamda öğrenmeye geldiğimiz konular vardır. Affetmek, koşulsuz sevgi, güven vb… Bu konular bizim yaşam derslerimizdir. Bir de bu yaşama yapmak üzere geldiğimiz bir iş vardır, bu da yaşam amacıdır. Yaşam amacımız o işi yaptığımızda bizi en mutlu eden, içimize en fazla coşku veren iştir. Enerjimizi en çok yükselten, ışığımızı en çok arttıran iştir yaşam amacımız. Yaşam amacı ile ilgili en güzel haber de şudur, hepimiz yaşam amacımızla ilgili yeteneklere doğuştan sahibizdir.

En kolay yaptığımız iştir aslında yaşam amacımız. Zaten yeteneklerimizin olduğu bir alandır. Bazen bu yeteneklerimizi açığa çıkarmak veya hatırlamak için bir iki eğitim almamız gerekebilir ama istisnasız hepimiz yaşam amacımız her ne ise onu muhteşem bir şekilde yapabilecek hazinelerle donatılarak geldik bu dünyaya.

Herkesin bir yaşam amacı vardır. Fakat bir grup insan var ki, onların yaşam amacı biraz daha farklıdır. Yüreğinde kendileri veya yakınlarının dışındakilere herhangi bir şekilde hizmet etme isteği duyarlar. Bu, resim veya müzik ile dünyamızı güzelleştirerek insanların enerjisini yükseltmek de olabilir, tıp doktorluğu yaparak hayat kurtarmak ta… Veya sadece doğru zamanda doğru yerde bulunup karşılaştığı insanlara duyması gereken sözleri söyleyerek onları rahatlatmak, bir şirkette müdür olup, boş vakitlerinde çocuk esirgeme kurumu gibi yerlerde çocuklara sevgi vermek, veya yaşlılar yurdunda yaşlılarla vakit geçirmek, kitap okumak, doğayı korumak için mücadele vermek, hayvanlara yardım etmek vb…

Kitabı yazma aşamasında her zaman olduğu gibi sevgili eşimin büyük desteğini aldım. 6 ay gibi bir süre içinde Yaşama sanatı, Kentlilik Bilinci ve İzmir Tarihi, Çevre Bilinci derslerimi kitaplaştırmamda onun verdiği pozitif güç en büyük yardımcım oldu. Kendisine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Sevgili Oğlum da kitap kapakları konusunda her zamanki tasarım yeteneğini ortaya koydu.

 

5) Son olarak çevre konusunda duyarlı, bu duyarlılığını pek çok akademik çalışmayla pekiştirmiş saygıdeğer bir akademisyen olarak; doğayı seven, ekolojist, çevreci gibi sıfatlarla kendini adlandıran gençler başta olmak üzere tüm takipçilere serbest kürsü olacak şekilde, hiçbir kısıtlama olmaksızın, içinizden geldiğince söylemek istedikleriniz, dikkat çekmek istedikleriniz, nasihat etmek istedikleriniz nelerdir?

LK: Evet, Bu kitap, bu ülkede bu dünyada yaşayan herkesi hepimizi ilgilendiriyor. Bu dünya bize miras değil, çocuklarımızdan, torunlarımızdan bir emanettir. Bu düşünceyle baktığımızda zaten neleri yapmamız neleri yapmamamız gerektiği de kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Şu an çevre adına pek çok şeyden şikâyet ediyorsak ki ediyoruz, bunun sebebi biz insanoğludur. Diğer canlı türleri değil… Akıllı olduğumuzu sanarak bu dünyayı biz bozduk, biz bu hale getirdik… Düzeltmek te bizim görevimiz. Fazla vaktimiz de yok ne yazık ki… Görevimizi, yaşam amaçlarımızı hatırlayalım yeter

Hepimizin en temel görevi ve yaşam amacı da öncelikle dünyamızı korumak olmalıdır. Hiçbir şey ondan daha önemli değildir.

Bana Çevre Bilinci kitabım ve Çevre ile ilgili düşüncelerimi anlatma imkânı verdiğiniz için teşekkür ederim.

Kitabımda da paylaştığım bir yazıyla bitirmek istiyorum.

 

Doğada hiçbir şey kendisi için yaşamaz…

Nehirler kendi suyunu içemez…

Ağaçlar kendi meyvelerini yiyemez…

Güneş kendisi için ısıtmaz…

Ay kendisi için parlamaz…

Çiçekler kendileri için kokmaz…

Toprak kendisi için doğurmaz…

Rüzgâr kendisi için esmez…

Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz…

Doğanın yasasında ilk madde şudur:

Her şey birbiri için yaşar…

Birbiri için yaşamak doğanın kanunudur…

(Şaman Öğretisi)


Sayın Prof. Dr. Levent Kırılmaz’a sonsuz teşekkürlerimizi sunuyor. Başarılarının devamını diliyoruz.

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*