Renan Pekünlü/Din-Bilim Çatışması

Türkiye’de evrim ve bilim araştırmalarında en önemli ve en saygın bilim insanlarından biri olan Rennan Pekünlü; yazmış olduğu “Din-Bilim Çatışması” isimli kitabı ile Türkiye’deki bilimsel ve evrimsel literatüre inanılmaz bir bilgi kaynağını kazandırmıştır. Tabii ki bu kitap dışında sayın Pekünlü’nün akademik kariyeri boyunca pek çok çalışması olmuş; aynı zamanda ülkemizde bilime verilen değer dolayısıyla cefasını çektiği pek çok durum da olmuştur.

Eğer daha ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz Rennan Pekünlü ve onun çalışmalarını diğer kaynaklardan da rahatça bulabilirsiniz. Bizler ise bu yazımızda fazla uzatmadan Din-Bilim Catismasının tanıtım kısmından ve yaptığımız başlıca alıntılardan bahsedeceğiz:

“Tarih boyunca insanlık, Din-Bilim Çatışmasına tanıklık etmiştir. Peki, nedir bunun nedeni? Bu kitapta, astronomi ve plazma fiziği uzmanı, bilim insanı Prof.Dr.Rennan Pekünlü bu soruyu irdeliyor. Saygın bilim insanlarının konuyla ilgili görüşlerine yer vererek, bu karmaşık konuyu enine boyuna değerlendiriyor. Din ile bilim çatışmak zorunda mı? İslam dünyası ile Batıda bilimin serüveni ve algılanışı nasıldı? Osmanlı’nın din anlayışı bilime yaklaşımını nasıl etkiledi? NASA, komünizmi destekler mi? Evrenbilim, evrim, teknoloji, kozmoloji, kaos, teoloji, akıllı tasarım, yaradılış gibi kavramlara bilimin ve dinin getirdiği açıklamalar nelerdir? Dinin dogmaları bilimin gerçekliğine karşı durabilir mi?”

“2009 yılı, Uluslararası Astronomi Yılı ve Darwin’in Türlerin Kökeni adlı eserinin yayımlanışının 150. yılı olarak kutlandı. Her iki bilim insanının kişiliğinde, ‘dinsel etik’ adına ‘bilimsel etiğe’ karşı yapılan saldırılar günümüzde de sürüyor. Merak iç güdüsüyle güdülen, kuşku duyan insanların oluşturduğu bilim etiğiyle, kayıtsız şartsız teslimiyet isteyen, sorgulamayan din etiği bir “standart ahlak”a sahip olamıyor. Yine bu çalışmada bilim dünyasının kendi içindeki bilim etiği sorunları incelenecektir.

Bertrand Russell, ‘Niçin Hıristiyan Değilim?” başlıklı makalesinde, dinsel olgunun kökeninde korkunun yattığını söylüyor:

‘(…) bilinmeyene, ölüme, yenilgiye karşı korku. Korku, zulmün ve baskının ebeveynidir ve bu nedenle zulüm ve din kol kola giderler.’

Kilisenin ilerlemeyi engellediğine değinen Russel bu düşüncesini örneklemek için düşünsel bir durum saptaması yapıyor.”

“Toplum bilimde evrim hipotezi, sınıf savaşımının üretim araçları ve üretim güçlerini değiştirerek, ‘ilkel komünal toplumdan köleci topluma’ oradan ‘feodalizme’, ‘kapitalizme’ ve ‘sosyalizme’ nasıl dönüştüğünü anlatır. Bu bilimsel çalışma alanları birbirlerini hem yöntem hem de veri açısından beslerler. Bütünsellik pekişir.”

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*