Richard Dawkins-Olasılıksızlık Dağına Tırmanmak/İnceleme

En sancılı konulardan biridir Türkiye’de evrim. “Maymundan gelmek”, “Sen şimdi insanların maymundan geldiğini mi iddia ediyorsun?” gibi suistimal edici cümlelerin gölgesinde yıllarca hakkı yenmiş, karakterine ve dürüst ahlakına bakılmaksızın dinsiz, zındık damgası yemiş bilim insanları çalışmalarını sürdürmeye çalışmıştır. Neyse ki son 20-30 yılı incelediğimiz zaman Türkiye’de imkanlar el verdiğince evrimi araştırmak, ondan da öncesinde evrimi “konuşabilmek ve tartışabilmek” göreceli olarak çok daha güvenli bir konudur.

Aslına bakarsanız evrim sadece biyolojik değildir. Tıpkı Jack London’ın Martin Eden’inin söylediği gibi “beynimizde, düşüncelerimizde, kimyada, sanatta, yasalarda, devlet yönetiminde, olabilecek her şeyde yanılsamalardan ders çıkarılarak yavaş yavaş gelişim gösteren bir evrim” söz konusudur. Rennan Pekünlü’nün Din Bilim Çatışması eserinden alıntı yapacak olursak; evrime karşı olmayı görev edinmiş kesimlerin bile saldırı ve çirkeflik şekilleri zamanla evrim geçirmiştir.:)

Olasılıksızlık Dağı’ndan da kısaca bahsetmemizde yarar var çünkü bazı alıntılarda çokça kullanılıyor: Amerika’da bulunan Rushmore Dağı, bir yanı aşırı dik bir uçurum, diğer yanı tıpkı bir menderes gibi dolambaçlı yollarla kaplı daha düz bir yamaçtan oluşan ilginç bir yapıdır. Zirvesinde de meşhur bir anıt vardır. Eğer Rushmore Dağı’nın zirvesine tırmanmak istyorsanız iki seçeneğiniz vardır: Ya tıpkı profesyonel bir dağcı gibi masraflı, zahmetli ve tehlikeli yolu seçerek düz yamaca tırmanırsınız, ya da diğer taraftaki dolambaçlı yoldan ağır ağır tırmanarak en sonunda zirveye ulaşırsınız. İşte Dawkins; bu örneklemeyle evrimi çok basit bir şekilde açıklamaktadır: “Doğada Rushmore Dağı’na dağcı gibi tırmanmak diye bir şey yoktur, tüm canlılar tıpkı diğer patikalı taraf gibi kendi zirvelerini bulmuşlar ve nesiller boyu deneme-yanılma yöntemlerini kullanarak bugünkü vaziyetlerini almışlardır

Sevigli okuyucular; evrim, doğanın temel kilometretaşlarından biridir. Medeniyetlerden hayvanlara, yer şekillerinden yaşam ortaya çıkışına kadar her yerde doğanın evrimini rahatlıkla gözlemlemeniz mümkündür. İnanıyoruz ki çevreci fikirler, ekolojist uygulamalar da günümüzden itibaren yıllar içerisinde çok büyük evrimler geçirecek ve bugünkü haline güldüğümüz seviyelere ulaşacaktır. Bu yüzden; bu güzel gelecek hayallerinin hatırına günümüzde evrim teorisinin en önemli araştırmacılarından biri olan Richard Dawkins’in, “Olasılıksızlık Dağına Tırmanmak” adlı eserinden alıntılar yapmak istedik. Konuyla ilgili olan arkadaşlarımız lütfen bir yorum bırakmadan geçmesinler..:)


“….

Bazı kamışların, sert ve kayış benzeri yapraklarının oldukça keskin kenarları vardır. bu keskinlik muhtemelen yaprağın başka kısımlarından kaynaklanan bir yan üründür. bir sazlıkta kendinizi kesebilirsiniz ve bu size rahatsızlık verecek ölçüde olabilir, ama sizi bu keskinlik sebebiyle tasarımdan şüphelenmeye itecek ölçüde değildir. bazı yaprakların diğerlerinden keskin olduğuna şüphe yok ve bulabileceğiniz en keskin kamış için göl kenarını arayabilirsiniz. işte burada taşlardan ayrılıyoruz. kamıştan bıçağınızla sadece kesim yapmayın, onun üremesini de sağlayın. Ya da onu kopardığınız bitkinin üremesini sağlayın. En keskin bitkileri çiftleştirin, keskin olmayanları yok edin. Bunu nasıl yaptığınız önemli değil, sadece en keskin olanları çiftleştirmeyi gerçekleştirdiğinden emin olun. bunu tek bir sefer yapmayın, nesiller boyu yapın. Nesiller geçtikçe, hem keskin kamışların, hem de keskin olmayan kamışların var olduğunu göreceksiniz. 100 nesilden sonra, muhtemelen tıraş bıçağına yakın keskinlikte olan bir şey elde etmiş olacaksınız. Aynı zamanda kenar keskinliğini de göz önünde bulundurarak sabit bir şekilde çiftleştirmeye devam ederseniz sonunda kırık bir kamış ile boğazınızı bile kesebilirsiniz.”

 

“Herhangi bir hayvanın ya da bitkinin herhangi bir kısmını aldığınızda, o kısmın daha önceki bir atasal kısımdan aşamlı dönüşümle nasıl oluştuğunu sormak mantıklı bir sorudur. arada sırada, süreci birbiri arkasına gelen genç fosilleri izleyerek takip edebiliriz. Meşhur bir örnek, memeli kulak kemiklerimizin aşamalı türemesidir. Sesi kulak zarından iç kulağa aktaran üç kemiğin türemesi. Fosil kayıt, çekiç, örs ve üzengi olarak adlandırılan bu üç kemiğin sürüngen atalarımızda çene eklemini oluşturan üç eş değer kemikten çizgisel olarak geldiğini açıkça göstermektedir.

 

YARATILIŞÇILARIN ARA FORM YOKTUR GÖRÜŞLERİYLE İLGİLİ KISIM!!!

“Geçiş formlarının tür düzeyinde genelde neden eksik olduğuna dair fevkalade bencil bir neden vardı. Bunu, en iyi bir anolojiyle açıklayabilirim. Çocuklar aşamalı ve sürekli olarak yetişkin oluyorlar. Bu yüzden şöyle söylenebilir. Britanya’da 55 milyon insan var ama hiçbirisi oy kullanamayan ve oy kullanabilen olarak adlandırılabilecek iki grubun tam arasında değil. Yasal sebeplerden dolayı, 18 yaş gününün gece yarısı geldiğinde, oy kullanabilen gruba dahil oluyorlar. Hayvan bilimciler, genelde bir örneği bir türe veya başka bir türe koyma konusunda ısrarcı oluyorlar. Eğer bir örnek bir ara formsa, hayvan bilimcilerin yasalara harfiyen uyma konusundaki gelenekleri; onları adlandırırken bir türe veya başka bir türe dahil etmek konusunda zorlar. Bu yüzden yaratılışçıların ara form yok iddiaları tür düzeyinde tanım gereği doğru olmalı, ama bu durum gerçek dünyada böyle değil, yalnızca hayvan bilimcilerin isimlendirme gelenekleriyle ilgili olarak böyle.”

VE  BİR ARA TÜR ARACILIĞIYLA EVRİMLEŞME SENARYOSU

“Uçan sincap gibi bir şeyin aşamalı evrimini düşünmek şu şekildedir: Öncelikle, sıradan sincap gibi ağaçlarda yaşayan ve herhangi bir özel süzülme perdesine sahip olmayan bir ata, küçük gedikleri üzerinden sıçrayabilir. Özel bir deri kanatçığının yardımı olmadan ne kadar uzak sıçrayabilirse sıçrasın, eğer küçük bir deri kanatçığa ya da çalı gibi bir kuyruğa sahip olursa, birkaç cm daha sıçrayabilir. Böylelikle doğal seçilim kol ve bacak eklemlerinin etrafında biraz kesemsi yapısı olan bireyleri seçiyor ve bu durum standart haline geliyor ve bu şekilde devam ediyor. Herhangi bir perde boyutu için, perdedeki ve bir canlının yaşam ve ölüm arasındaki farkı belirlediği kritik bir gedik vardır. Popülasyonun ortalama üyesi tarafından sıçranabilen gedik büyüdükçe, popülasyonun ortalama üyesinin perde boyutu da büyür. Birçok nesil sonrasında, keseli kuskuslar ve uçan sincaplar gibi türler evrimleşmiş olur ve bu türler onlarca metre sıçrayabilir ve kontrollü iniş yapmak için doğrultularını belirleyebilirler.”

AKILLI TASARIM İDDİALARINA KAPAK GİBİ BİR CEVAP!!!!

“Dilbalıkları ve pisibalıklarının da üzerlerinde tüm tarihi kayıtları yazılıdır ve bu geçmiş, tuhaflığa işaret etmektedir. Yassı balık tasarlamak için işe koyulan aklı başında hiçbir yaratıcı, çizim tahtasına her iki gözü de aynı yuvarlak yana gelecek şekilde, absürt biçimsiz bir baş çizmezdi. Kesinlikle, en başından beri, vatoz balığı tasarımını kullanır, karnı üzerinde yatan, gözleri üstte simetrik olarak yerleştirilmiş bir şekilde yapardı. Pisibalığı ve dilbalığının ters bükülmüş olmalarının nedeni geçmişlerinde yatıyor: Çünkü ataları bir yanlarının üzerinde yatay olarak duruyorlardı. Vatozlar ise incelikle simetrikler çünkü onların geçmişi farklıydı. Onların ataları deniz dibi yaşamına geçtiklerinde, belirli bir yanları üzerinde yatay olarak durdular. Geçmişlerinin farklı olmasının bir nedeni vardı. Vatozlar, köpek balıklarının soyundan geliyorlar ve köpekbalıkları halihazırda tipik olarak derin vücutlu olan balıklarla kıyaslandığında biraz daha düz bir vücuda sahiptirler. Derin vücutlu bir balık karnı üzerinde yatamaz, bir tarafına doğru çökmek zorunda. Dibe yerleştiklerinde, dilbalıklarının atalarına, Olasılıksızlık Dağı’nın en yakın doruk noktasına doğru koşuştular fakat, daha yüksek olan doruğa ulaşmak amacıyla vadiden biraz aşağı gitmek için kendilerini zorlasalardı, dağın belki de daha yüksek bir doruğunun kendilerini beklediğinin farkında değillerdi. Tekrar etmek gerekirse, Olasılıksızlık Dağı’nın yamaçlarından aşağı doğru inmeye doğal seçilim tarafından inmeye izin verilmiyor ve bu balıkların bir gözlerini vücudun diğer tarafına dolaştırarak görüş açılarını yeniden düzenlemekten başka çareleri yoktu.Vatzoların ataları da en yakın doruk noktasına doğru koşuştu ve bu sefer o doruk onları bugünkü simetrik zarafetlerine doğru yönlendirdi. Elbette “başka seçenekleri yok” ve dağın doruk noktalarına doğru “koşuştu” derken, anladığınız üzere burada tek bir bireyden bahsedilmiyor. Burada bahsedilen evrimsel soylar ve “seçenek” evrimsel değişimin mevcut alternatif yollarına tekabül ediyor.”

 

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*