Seyahat mevsimi geliyor. Rotanızı çizdiniz mi?

Eğer bu yazıyı extreme seviyede, umutsuz vaka mertebesinde bir seyahat hastası olarak okuyorsanız “Yahu yolculuğun mevsimi mi olur?” diye düşünebilirsiniz. Fakati ömrü boyunca seyahat edemese de vakti ve imkanı el verdiğince yeni yerler görmenin değerini bilenler genelde yazları girişir bu işe… Ha; kendi adıma konuşuyorum. Eninde sonunda ulaşacağım makam tedavi edilmez, umudu kesilmiş bir seyahat hastalığı. Ama şimdilik kışın canımız sıkılınca kalkıp Uludağ’a, Uruguay’a, Arjantin’e ya da Avustralya’ya gidemiyoruz. Hem zaten gezginlik dediğin bir yeri sindire sindire, sokaklarını görüp, esnaflarıyla tanışıp, halktan biri gibi günler geçirerek olur. Öyle yolculuk yapıp 2-3 gün boyunca anıtların önünde fotoğraf çektirip dönmek gezginlik değildir. Göçebeliğe aykırıdır bu. Göçebelik bir süreklilik arz eder.. Neyse.. Ama inanıyoruz: Yurt içindeki birbirinden eşsiz doğal güzellikle beslediğimiz bu yolculuk canavarı, çok kısa bir zaman sonra bütün dünyayı görebilecek. Patagonya’yı da, Svalbard’ı da, Bering Boğazını da, Panama Kanalını da, İzlandayı da, Güney Afrikayı da

Sonra yarın bir gün memleketine geri dönerse yine salaş meyhanelerde, yeryüzündeki en küçük özerk devleti dahi görmüş bir şekilde, o dpğal bohem ruhuyla televizyonlarda; büyütldüğü çemberden, zihniyetten hiç çıkamamış takım elbiselilerin dahiyane ahkam kesmelerini dinleyecek… Uzun lafın kısası; yaklaşan müsait hava ve ortam koşulları dolayısıyla yurt içindeki saklı kalmış doğal güzellikleri görmeye, oluşturacağımız seyahatname külliyatının bebeklik adımlarını atmaya hazırlanıyoruz.

Seyahat alışkanlığını çok öncesinden edinip halen devam edenler; bu sene için özel bir planınız var mı? Rota çizdiniz mi? Yoksa kafanıza nasıl eserse savrulup gidecek misiniz? Kışın da hareket halinde oldunuz mu? Yoksa kışlaklara geçip film, sanat keyfine mi baktınız?

Umuyorum ki gezilerimizin sonucunda buraya yazacağımız yazılarla beraber Yer-Su; hem çevrecilerin hem de gezginlerin internetteki duraklarından, hoş sohbet mekanlarından hatta kim bilir yarın bir gün organize olunup beraber yola çıkılan hanlarından biri olur.

Hepimiz insanların aşırı birikim, daha büyük ev, daha çok eşya, daha çok meta gibi amansız hastalıklardan ötürü zombileşmesiyle yalnız kalan, kendine oyun arkadaşları arayan hüzünlü, ama bir o kadar da hayat dolu, göçebe ruhlu çocuklarız, unutmayın. Yolculuğunuza, farklı mekanları, farklı dilleri, farklı ten renklerini görmeye bakın. Sonra da kısaca bir anlatıverin…;)

Evliya Çelebi’nin ruhu sizlerle olsun..:)

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*