Türkiye ve alüminyum geri dönüşümü

Alüminyum; hem ağır sanayide hem de günlük yaşantımıza dair sektörlerde çok önemli yeri olan bir materyaldir. Periyodik cetveldeki yeri ve iç yapısı itibariyle bir metal olsa da; alüminyumu her alanda saf demirden ve demir esaslı malzemelerden ayıran pek çok unsur mevcuttur.

Mesleğin erbabı olanlar veya mühendislik, malzeme bilimi, vs. bölümlerde okuyan öğrenciler zaten durumu hemen kavramıştır. Kaynak, döküm, geri dönüşüm gibi işlemlerde alüminyum malzemeler çok daha hassas, çok daha spesifik bazı süreçlerden geçerler. Örneğin; dökme demirden elde edeceğiniz bir ürün için kullandığınız eritme, tekrar kalıba dökme, vs. teknikleri alüminyum esaslı malzemelerde mümkün değil kullanamazsınız. Keza kaynak işlemleri de aynı şekildedir.

Yeryüzünde %8 oranında bulunan bir madde olması dolayısıyla alüminyum; keşfedilişinden beri geçen 200 yıl boyunca insanlığın gelişiminde en önemli materyallerden biri olmuştur.

Peki; dünyanın ve Türkiye’nin genel ortalamasına bakacak olursak; böylesi kıymetli ve tükendiğinde yeri zor doldurulacak olan bir elementin geri dönüşümü ne durumdadır. Ülkelerin ilgili sanayi/endüstri kuruluşları ve hükümet yaptırımları bu konuda yeterli hassasiyette midir? Bu yazımızda bunlara değineceğiz. Ondan öncesinde Alüminyumun geri dönüşümü nasıl yapılır? konusunu merak ediyorsanız bağlantıya tıklayarak yazımızı okuyabilirsiniz.

Dünyada alüminyum geri dönüşümü

Evet; geri dönüşümü kağıt, plastik, cam, hurda gibi 3-4 temel malzemeden ibaret sansak da birbirinden özel ve niş endüstriler de mevcuttur. Alüminyum geri dönüşümü de bizzat bunlardan biridir ve 21. yüzyıla yaklaşırken dünyada istikrarlı bir şekilde yükselmiştir.

Alüminyum geri dönüşümünde de genel hatlarıyla inceleyecek olursak önemli olan başlıca üç unsur vardır:

  • Tüketicinin atık biriktirmek ve dönüşüme kazandırmak konusundaki bilinci
  • Geri dönüşümcülerin iş kurup para kazanabilmeleri için uygun ortam koşullarının olması
  • Malzeme israfının önlenmesi ve geri dönüşümün teşvik edilmesi konusunda devletlerin üzerine düşen uygulamaları yerine getirmesi

Dünyadaki alüminyum geri dönüşümü oranının dağılımını inceleyecek olursak; tıpa tıp bu üç kurala paralel olan bir sıralama ile karşılaşırız. Öyle ki; 20 yıl öncesinde de neredeyse aynı olan sıralama, günümüzde de çok az değişiklik geçirmiştir. Sadece devletlerin kendi içlerinde tonaj, miktar, vs. rakamları artış göstermiştir.

Örnek verecek olursak; ABD’de 1970’lerde %15-17 gibi oranlarla skalaya dahil olan alüminyum geri dönüşümü; 2000’li yıllara girildiğinde %65’e varmış ve uzunca bir süre bu bantta tutunmuştur. O zamandan beri geri dönüşüm konusunda yürütülen sivil toplum faaliyetleri ve endüstrilere yönelik teşvikler çerçevesinde bu oranı arttırma çabaları devam etmektedir.

Avrupa ülkeleri ise tabii ki bulunduğu konuma göre epey değişiklik göstermektedir. Yani bir İngiltere ile bir Slovakya’nın geri dönüşüm oranları bir olmayacaktır. Ama 20 yıl öncesindeki verilere ülke ülke göz atacak ve Avrupa ortalamasını alacak olursak durum şu şekildeydi. Veriler ülke ismi; pazardaki alüminyum payı yüzdesi ve bunun geri dönüştürülme yüzdesi şeklinde verilmiştir.

  • Almanya: 14, 70
  • İngiltere: 78, 28
  • İtalya: 97, 35
  • Yunanistan: 100, 34
  • Avusturya: 70, 50
  • İsveç: 100, 91
  • İrlanda: 86, 18
  • İsviçre: 100, 85
  • İzlanda: 100, 80
  • Portekiz: 68, 17
  • Türkiye: 77, 40

Burada Türkiye son sırada gözüküyor fakat Doğu Avrupa başta olmak üzere; geri dönüşüm miktarı ihmal edilecek kadar düşük olan pek çok Avrupa ülkesi de mevcuttur.

Yukarıdaki rakamlara iki açıdan göz atmak gereklidir. Birincisi; bir devletin pazarında alüminyum esaslı malzemelerin ne kadar çok kullanıldığı. İkincisi de burada olmayan miktar (tonaj) verisi…

Mesela; hem nüfus hem de kalkınma durumu bakımından Almanya’da Yunanistan’a göre daha çok miktarda alüminyum kullanılacağı açıktır. Fakat yine de Almanya’daki pazar payının sadece %14’ü alüminyumdur. Ayrıca bunun tam %70’lik bir miktarı geri dönüştürülmektedir. Yunanistan ise ilgili pazar payında neredeyse tamamen alüminyum kullanılmasına rağmen sadece %34’lük oranda bir geri dönüşüme sahiptir. Dolayısıyla; alüminyumun pazardaki yüzdesiyle bunun geri dönüştürülme yüzdesi arasındaki uçurum ne kadar fazlaysa; ülkedeki geri dönüşüm teşviği ve duyarlılığı o kadar zayıf demektir. Bakınız İsveç, İzlanda ve İsviçre ne güzel de parlıyor orada: İsveç’te pazar payının neredeyse tamamı alüminyumdan oluşmaktadır ve %91’lik bir oranı da geri dönüştürülmektedir!..

Yani yazının başında bahsettiğimiz gibi; genel bir geri dönüşüm duyarlılığı ve endüstrisi olan ülkelerin liderliği yine değişmemektedir. 2000’li yıllarda İsveç, İsviçre ve tüm AB ülkeleri arasında yapılan kıyaslama da durumu gözler önünde sermektedir. İsveç ve İsviçre kendi başlarına %90’lara varan alüminyum geri dönüşüm oranlarına sahipken; tüm AB’de bu ortalama %40’larda kalmaktadır.

Türkiye ve alüminyum geri dönüşümü

Türkiye ile ilgili ilk veri zaten yukarıdadır. 20 yıl öncesinde piyasada %77 oranında alüminyum kullanılmıştır ve bu miktarın da %40’ı geri dönüşüme kazandırılmıştır. Tabii ki hala tonlarca israfı, tonlarca duyarsızlığı ve yaptırıma ihtiyacı olan eksiklikleri mevcut rakamlardır bunlar. Fakat Avrupa da dahil olmak üzere pek çok ülkeyle kıyasladığımızda ülkemizdeki geri dönüşüm miktarları ortanın üzerinde kabul edilebilecek bir seviyededir.

Ama tabii ki bu “Ya bizde bir sorun yok, herhangi bir güncelleme lazım değil.” diye düşünmek için bahane değildir. Rakamlarla örnek vermek gerekirse; sadece İstanbul’da 2000’li yıllarda 170.000 tondan fazla geri dönüştürülebilir alüminyum atık çöplere gitmekteydi. Ki buna Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, vs. vs. büyükşehirleri de dahil ederseniz tonaj itibariyle çok ciddi miktarlarda israflar söz konusu… Yani sadece yüzdelere bakarsak boşa harcanan ve boşuna çöpe giden malzemeleri gözler önüne sermek pek mümkün olmayabilir. Hem nüfusu hem de endüstrisi daha büyük olan ABD’de ise bu çöp miktarları milyar tonları bulmaktadır.

Dolayısıyla; Türkiye’de acilen hem halk, hem de alüminyum kullanan endüstriler çerçevesinde geri dönüşüme yönelik bir bilinç, bir teşvik oluşturulmalı ve çöplere giden binlerce tonluk alüminyumun israfı engellenmelidir. Geri dönüşüm endüstrisine yönelik teşvikler arttırılmalı, önlerine çıkacak olası problemler kolaylaştırılmalıdır. Alüminyum tüketen endüstriler de bu israfa daha büyük çaplarda katkıda bulundukları için acilen denetim altına alınmalı ve duyarsızlık göstermeleri halinde caydırıcı yaptırımlara maruz bırakılmalıdır. Halkın bilinçlenmesi ise sürekli bir kamuoyu ve reklam çalışmasıyla mümkün olabilecektir.

İsveç’teki 100:92’lik oran gibi bizimkisi de 77:65 gibi bir orana sahip olamaz mıydı? Gayet de olabilirdi. Ama olmadı. İlerleyen yıllarda daha da iyisinin olması dileğiyle, sağlıcakla kalın..

Yorumlarınızı ve görüşlerinizi gönül rahatlığıyla aşağıda belirtebilirsiniz.

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*