Türkiyede organik tarımın tarihi süreci ve gelişimi

Organik tarım; birçok yeşil sektörde olduğu gibi ülkemize dunyadaki seyrinden daha sonra, özellikle Avrupa ve Amerika standartlarını yakalama ve bu kıtalardaki ülkelerle ticari faaliyetleri geliştirme kaygısıyla giriş yapmıştır. Ama bir yönüyle organik tarım; yenilenebilir enerji ve yeşil mimari gibi sektörlerin arasından başarıyla sıyrılmaktadır: Ülkemizdeki ilk faaliyetlerinin uzandığı yıllar daha eskiler dayanmaktadır ve toplumsal olarak kabul edilme oranı daha yüksektir. Bunda ilk atılımların daha erken yapılmasının olduğu kadar tarımla alakalı ve birçok kişinin geçim kaynağına hitap eden bir alan olması da pek tabii etkilidir. Daha önceki makalelerimizde organik tarımın dünyadaki tarihine ve gelişimine değinmiştir. Bağlantıya tıklayarak Türkiye deki faaliyetlerden öncesinde kısaca göz atabilirsiniz

Türkiye’de ilk organik tarım girişimleri

Ülkemize organik tarıma yönelik düşünce ve uygulama bazındaki ilk atılımlar 1980’li yıllara kadar uzanmaktadır. İlk olarak Ege Bölgesinin küçük bir köyünde başlayan organik ürün yetiştirme çalışmaları zamanla tüm bölgeye ve ülkeye yayılmıştır.

Evet; kayıtlara geçecek şekilde bir ilk vermek gerekirse Türkiye’de organik tarım; 1985-86 yıllarında Manisa’nin Tekelioğlu Köyünde İzmir üzümü yetiştiriciliği ile başlamıştır. Akabinde bunu kuru incir yetiştiriciliği de izlemiş ve 1987-88 yıllarına kadar Türkiye de elle tutulur organik tarım faaliyetleri başlamıştır. Urun olarak kuru üzüm ve kuru incir seçilmesi ise hem bölgede en verimli yetişebilecek mahsuller arasında bulunmalarından hem de Avrupalı ithalatcilarin taleplerinin bu yönde olmasından dolayıdır. Başlangıç faaliyetlerinden 1-2 yıl kadar sonra urun yelpazesine kayısı da eklenmiş, böylece Avrupalı ithalatçıların talepleri daha fazla karşılanır olmuştur. Bundan sonrasında ise genel itibariyle organik tarımın ilerleyişi; ülkeye yeni giren bir sektörün tanınması, resmiyet kazanması ve devlet tarafından profesyonelce düzenlenmesi sırasını aynen izlemiştir.

Organik tarımın Türk çiftçilerince tanınması ve benimsenmesi

1985-86 yılları bahsettiğimiz gibi ülkemizde ilk girişimlerin gerçekleştiği zamanlardır. O yıllardan itibaren yaklaşık 10 yıllık dönem de organik tarımın daha çok çiftçi arasında benimsenmesi ve ürün yetiştirmeye katılmasıyla geçmiştir. Bu zaman diliminde Türkiye de organik tarımın gelişimine dair en dikkat çekici hususlar şunlardır:

  1. Organik tarım; henüz başladığı Manisa ve çevresinde sınırlınsayıda üretici tarafından bilinmektedir. Büyük çaplı bir iş kolundan ziyade kişisel hobi statüsündedir.
  2. Halk arasında böyle olunca haliyle devletin de kanunen veya teşvik olarak bir girişimi olmamıştır. Hemen hemen bütün yetiştirme ve ticaret kuralları ithalatçı Avrupa ülkelerindeki işleyiş çerçevesinde uygulanmıştır.
  3. Organik tarımın dış talep üzerine başlatılan bir sektör olmasından dolayı ürünlerin iç ticareti, ihracatına göre açık ara farkla geri kalmış ve pek fazla alıcı bulamamıştır. “Gavur sağlığına dikkat ediyor tabi, bakıyor kendine” gibisinden konuşmaların canlı bir örneğini goruyoruz…

Organik tarımın Ege Bölgesi’ne yayılması ve yönetmeliklere tabi tutulmasi

1990’ların ortalarına kadar bu seyirde ilerleyen ve girisimcisine istikrarlı bir yükseliş sağlayan organik tarım; 1995 yilina gelmeden Ege Bölgesi’nin pek çok yerinde tercih edilmeye başlanmış ve zamanla yurt icinde de alıcı bulmaya başlamıştır. Bunun üzerine organik tarım faaliyetlerinin belli bir düzene konma ihtiyacı doğmuş ve devlet tarafından üstünkörü bazı yönetmelikler ve kurallar getirilmiştir. 1995-96 yıllarına kadarki zamanı kapsayan bu dönemde organik tarım:

  1. Örnek girişim, pilot bölge gibi başlangıç aşamalarından kurtulmuş ve yerel bir tarim-ticaret faaliyeti haline gelmiştir.
  2. İlk başlarda bir elin parmaklarını geçmeyen ürün sayısı gözle görülür bir artış yasamış, tüketiciye daha çok seçenek sunulmaya başlanmıştır.
  3. Yabancı ülkelerin kanunlarına uyma mecburiyeti sona ermiş, daha güvenli ve daha tanınır bir sektör olmuştur.

Tüm bölgelere yayılma ve Organik Tarım Kanununun yürürlüğe girmesi

1990’ların ortalarından günümüze kadar olan 20 yıllık uzun bir dönemi kapsayan aşamada ise organik tarım hem gerçek yönetmelikler ve kanunlar eşliğinde yürütülen bir iş kolu olmuş, hem de Ege Bölgesi dışında yetişen ürünler de tüketiciye sunulmaya başlanmıştır. Bu gelişmenin sonucu olarak kuru ve taze meyveler, sebzeler, baharatlar ve bakliyatlar çoğunlukta olmak üzere 200’den fazla çeşitte organik ürün günümüzde ülkemizde yetiştirilmektedir. Bu dönemdeki önemli kilometre taşlarını sıralayacak olursak:

  1. Organik tarım Akdeniz, Karadeniz gibi bölgelerde de uygulanmaya başlanmış ve tüm ülkenin bildiği bir sektör olmuştur.
  2. Bu gelişmeler paralel olarak 2004 yılında Organik Tarım Kanunu yürürlüğe girmiştir.
  3. 2005 yılında ise Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına Yönelik Yönetmelik yürürlüğe girmiş ve Türkiyede yapilacak olan organik tarım çalışmalarının ilk aşamadan son aşamaya kadar kontrol ve denetim altında olması sağlanmıştır.

Günümüzde 10.000’i geçkin organik tarım üreticisinin bulunduğu Turkiyede bölgelerin aktifliği sıralamasında Ege Bölgesi aslan payına sahipken; ikincilik Karadeniz Bölgesindedir. Onları ise sırasıyla İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Akdeniz Bölgeleri izlemektedir.

Geçmişten günümüze kadar bu şekilde gelişim gösteren organik tarım; tüm hızıyla ilerleyişine ve yayılmasına devam etmektedir. Peki organik tarımın Turkiyedeki geçmişi ve bugün geldiği yerle ilgili sizin fikirlerinizi nelerdir? Yorumlayarak veya sitemizin yazar kadrosuna katılarak görüşlerinizi bildirebilirsiniz.

 

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*