Türkiye’de yeşil mimari

geleceğin yeşil mimari projelerinden bir örnek

2016 yılına geldiğimizde Türkiye’de sürdürülebilir mimariye dair yapılan çalışmalar ve bu alanın ülkemizdeki geçmişi son derece sınırlıdır. Bunun sebepleri arasında Türkiye’nin Avrupa ve ABD’deki gelişimlere genelde 10-20 yıl sonrasında uyum sağlaması, çevre bilincinin ve evlerimizde ekolojik anlayışın benimsenmesinin daha yavaş gerçekleşmesi gibi pek çok durum gösterilebilir. Bu başlı başına incelenebilecek bir konudur fakat belirttiğimiz gibi ana hatları aşağı yukarı bellidir. Zaten yenilenebilir enerji, organik tarım gibi sektörlerle kıyasladığımızda yeşil mimarinin dünyadaki tarihi geçmişi ve gelişimi de epey yenidir. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz “yeşil mimarinin tarihsel gelişimi ve süreci” isimli yazımızı da okuyabilirsiniz.

Yeşil mimariden Türkiye’de ilk kez söz edilmesi ve uygulamaya geçişi 

Yaklaşık olarak 1970’lerde somut örneklerini dünyada bulduğumuz ekolojik mimari, 1990’lara gelirken Türkiyedeki mimarların ve çevrecilerin de gündemine girmeye başlamış, uygulama imkanları için arayışlar ve çalışmalar başlamıştır. Bu düşünceler sonucunda İstanbul Habitat-II-BM İnsan Yerleşimleri  Konferansı toplanmış ve Türkiye’de ekolojik mimari için teorik temeller atılmıştır.

Fakat ne yazık ki ilk atılımlar beklenen geri dönüşü sağlayamamış ve 2000’lere kadar yeşil mimari, sınırlı bir kitlenin çalışma alanı olmuştur.

Bu durumun başlıca sebepleri olarak:

  1. Türkiye’de çevre bilincine ve iklim değişikliğine yönelik duyarlılığın büyük ölçüde oturmamış olması
  2. Var olan yeşil mimari projelerinin daha çok eko köy ve benzeri formda, yani daha marjinal ve toplum yapısından bağımsız bir şekilde gelişim göstermesi. Ayrıca bugünkü yerleşim anlayışına uygun, yani büyük nüfusları barındıracak sürdürülebilir çalışmaların üst gelir grubuna hitap etmesi.
  3. Türkiyede ekolojik tasarımlar ortaya çıkarabilecek mimarların ve akademisyenlerin yeterli desteği bulamaması

gibi durumlar gösterilebilir.

Ama her şeye rağmen aradan geçen 20 yıl boyunca yeşil mimari Türkiye’de de önemli bir ilerleme kaydetmiş ve kendine daha geniş, rahat bir çalışma fırsatı bulmuştur. Bağımsız oluşumların yanı sıra daha büyük vizyonlar taşıyan projeler çoğalmış ve daha çok kişiye hitap eder duruma gelmiştir.

Sonuç olarak; dünya standartlarıyla kıyaslandığında Türkiye’de yeşil mimari ciddi bir şekilde ilerleme kaydetmelidir. Fakat bu; yerinde saydığı anlamına da gelmemektedir. Mimaride sürdürülebilirlik çalışmaları eskisinden daha büyük bir ivmeyle ilerleyişine devam etmektedir.

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*