Vera Zingsem/Lilith – Alıntılar

Çok çok eskilerde okuduğum bu kitaptan altını çizdiklerimi de paylaşmak istedim. Detaylı tarihi bilgilerin ve isimlerin çoğu bugün aklımda kalmadı fakat şurası bilinmelidir ki bugün şeytani bir figür olarak bildiğimiz Lilith efsanesi; diğer inançlarla ve Havva mitiyle beraber incelendiği zaman insanlığın düşünce aşamalarına, anaerkil-ataerkil toplum yapısı değişimine, vs. konulara ciddi bir sekilde ışık tutmaktadır. İşte o alıntılardan ve tarihçi yorumlardan bazıları:

“Kültürümüz, ilk insan çiftinin yaratılışı ve erkek-kadın arasındaki sevgi söz konusu olduğunda, iki farklı utanç kaynağına sahiptir: Adem altında bir konuma itilmemek için onu terk eden Lilith ve yine Adem’in ona karşı dayanılmaz bir tiksinti duyduğu gerekçesi ile cennetten kovulan birinci Havva. Oysa ki bu ikinci kadın artık sadece topraktan değil, et ve kandan yapılmış bir kadındır. Üçüncü denemede nihayet ortaya çıkan Havva ise aslında Adem’den yaratıldığı için Adem’in kızıdır. İlişki kültürümüzün beşiğinde aslında Oidipus değil, arzularını kızına yönlendiren bir baba yatmaktadır. Kültürel ve psikolojik açıdan düzeltilmesi gereken bir şey varsa, nedenini belki de bu ilginç bağlantıda aramaliyiz! Çünkü birincisi şimdiye kadar denenmemiştir ve ikincisi, bunun çok verimli bir alan olduğundan eminim.” (Evet; pek çok efsanede Havva iki denemede yaratılmıştır. Ayrıca Nuh’un kızlarından biriyle ilişki yaşadığına dair de efsaneler “güvenilir kaynaklar”da mevcuttur.)

“İki nehirli ülkede; yani Sümer kültürlerinin devamı olan Akkad ve Babil’de, aynı Tanrıça (Lilith); İştar ismiyle karşımıza çıkar. Onu, daha sonraları Aphrodite veya Venüs ismiyle tanıyacağız.”

“Gılgamış Sümer’de yarı efsane, yarı gerçek bir karakter olarak anılırdı; fakat günümüzde onun gerçekten de yaşamış olduğu ve M.Ö. 3. yüzyıllarda hüküm sürdüğü ispatlanmıştır.”

Baykuşlar bilgeliğin ve ölümün kuşlarıdır.

….

Ölüm gerçeğiyle baş edebilmek, aslında bilgeliklerin büyüğüdür; bu nedenle baykuşun bir ölüm mü yoksa bir bilgelik kuşu mu olduğu ile ilgili sorular oldukça gereksizdir.

“Baykuşlar en karanlık gecede dahi yönlerini bulabilirler. Karanlığı bilgi ile yenebilmelerinden dolayı bu kuşlar, aslında sembolik olarak kahinlerin ve filozofların simgeleri olmuşlardır. Baykuşlar bizim göremediğimiz fakat bizi, karanlıkta oldukları için korkutan şeyleri görebilirler. Onlar gölgeler dünyasına aşinadırlar. Bu yetenekleri onların bize gizemli görünmelerine sebep olur. Baykuşlar, geceleri aktif olan kuşlar olduğundan, sonsuza dek bizim içimizdeki karanlık korkusunu yansıtacaklardır. Aslında bizim karanlıktan kurtulmamızı sağlayacak olan tek şey de bu korkulardır.”

“İncil’deki yaratılış hikayesindeki Lilith’i, aynı isimli Sümer Tanrıçası ile ne derecede bagdaştırabileceğimiz sorusu cevapsız kalacaktır. Oldukça kolay olmasına rağmen de Sümerli Lilith’i hiçbir şekilde İncil’deki Lilith ile açıklamaya calışmamalıyız. İncil’in aktarımları bu efsaneden ancak 1000-2000 yıl sonrasında ortaya çıktığı için değil, burada bahsedilen Lilith’in tamamıyla farklı bağlamlarda görüldüğü için. Bu nedenle aceleci bir paralellik oluşturmaktan kaçınmalıyız. Eski Sümer’de bağımsız bir Tanrıça olarak karşımıza çıkan Lilith, İncil’deki Adem’le eşitliği baştan engellenmiş olan ilk insanın karısı olarak karşımıza çıkarılır. İlk önceleri Adem gibi saf ve temiz tozdan yapıldığı, daha sonra ise kir ve çamur gibi değersiz bir maddeden şekillendirildiği söylenir. Bu ifade onun asilliğini ve itaatsizliğini haklı çıkarmak için kullanılır. Ama öte yandan şöyle gerçekler de var: Lilith uçabiliyor. Tanrının özel ve tanımlayıcı gizli ismini bir tek o biliyor ve ilk günahtan önce Adem’den ayrıldığından ölümsüzlük hakkı saklı kalıyor. Yani her şeye rağmen bir Tanrıça mı?

“Lilith’in baştan çıkarıcı tarafının bir parçası da aynalardır. Evet. Hatta bu aynalar onun lanetli dünyasının giriş kapıları olarak görülür. Bu anlayışta her ayna öbür tarafa; yani diğer dünyaya giden bir yoldur ve direkt olarak Lilith’in mağarasına çıkar. Bu mağara; Eden’den kovulduğunda sığındığı ilk yerdir. Orada sayısız şeytan aşıklarını kabul etmiş ve ordular dolusu kötü ruhlar doğurmuştur. Bu iblisler vebalı nefesleriyle dünyamızı kirletirler ve aramızda dolaşırlar. Ne zaman diğer dünyaya geri dönmek isteseler tek yapacakları şey en yakındaki aynanın içine atlamaktır. Bu nedenledir ki Musevi efsanesi Lilith’in her aynanın içerisinde bulunduğunu iddia eder. Burada Lilith her şeyden önce aynaya çok sık bakan genç kızlar ve kadınlar için tehlike arz eder. Onların gözleri aracılığıyla vücutlarına girer ve onları ele geçirir. Bu eylem kendini her şeyden önce söz konusu kadınların ona benzeyip fahişelik yaparak ve ayrım yapmaksızın erkekleri baştan çıkarmalarında görülür.”

“Tanrı Adem’in ikinci karısı Havva’yı kaburga kemiğinden yaratmıştır. Bunu yaparken o şöyle konuştu: Onu, erkeğin başından yaramayacağını, çünkü o zaman başını kendini beğenmiş bir gururla tasiyabilir; gözlerinden de yaratmayacağım, çünkü şehvetli bakışlara sahip olabilir; kulaktan da yaratılmayacak, bu da onu ukala yapabilir; ve ağzından da yaratmayacağım, yoksa geveze olur; kalp de olmayacak, bu da kıskançlık yaratır; onun elinden de yaratmayacağım, eğer öyle yaparsam başkalarının işlerine karışabilir; ayak ise hiç olmaz, sağda solda sürtebilir. 

Elbiselerinin altında ve insanın bakislarindan uzakta olan kaburgadan yarattı Tanrı kadını. Çünkü kadının süsü, sessiz çekingenliğinde ve ev ortamının mahremiyetinde yerine getirdiği görevlerinin ona verdiği mutluluktadır.”

“Ve Tanrı yaratırken ortaya çıkardığı her uzva şöyle konuştu: ‘Ahlaklı ol! ‘Ahlaklı ol!’ Bütün bu dikkate rağmen kadın Tanrı’nın dikkatle kaçınmaya çalıştığı bütün hatalara sahiptir.”

“Lilith, Havva, Meryem ve Sophia.. Bu kadınlar özünde erkeğin anima (hayvanı iç güdüler) probleminden başka bir şey değildirler ve görüldüğü üzere bu anima oldukça zor durumdadır, bize verdiği izlenim yırtık ve parçalanmıştır ve kendini genele yayılmış bir sembol olarak ortaya çıkar.”

“Atalarımızın kadınların özgürlüklerini kısıtlamak için ortaya koydukları tüm o yasaları hatırlayın; ancak o yasalarla kadınlar erkeklerin gücüne boyun etmişlerdir. Bizimle eşit duruma geldikleri an bizden üstün olacaklardır.”

(Toplum yapısının değişmeye başlamasına ve ataerkilliğe geçişe adapte olmuşçasına efsanelerin nasıl değiştiği nasıl da belli oluyor değil mi?)

 

 

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*