“Yeşil Ekonomi; Küçülmek Güzeldir” – İnceleme

Serin Erengezgin tarafından Türkçe’ye çevrilen “Yeşil Ekonomi; Küçülmek Güzeldir” kitabı; düşünce ve politika anlamında çevreciliği ele almak isteyenlerin mutlaka okuması gereken başlangıç kitaplarından biridir.

Ekonomi ve iktisatla alakalı olan eser zaten 135-140 sayfalık özet formatıyla okuyucusuna küçülme kavramından, büyüme anlayışının yanlışlığından ve bizi ileri taşıyamayacağından genel hatlarıyla bahsetmektedir. En önemlisi de yeşil ekonomi; tek bir kişi tarafından yazılmış manifesto benzeri bir eser değildir. Tam 6 bilim insanı-araştırmacının son derece gerçekçi ve tutarlı bir şekilde ekonomideki küçülme gerekliliğine dair görüşlerini sundukları; sürdürülebilir ekonominin hayat bilgisi niteliğindeki bir ön hazırlıktır. Kitabı okuduktan sonra bilimsel bir yaklaşım eşliğinde günümüz kapitalist ekonomisinin yarattığı büyüme ve rekabet yanılsaması; buna alternatif olabilecek büyümesizlik-küçülme politikaları hakkın genel bilgi sahibi olacaksınız. Kendi düşüncelerinizi de katarak yeşil ekonomi modelinin kesinlikle uygulanması gereken yönleriyle olası zayıf yönleri hakkında fikir edinebileceksiniz. Yalnız belirtmeden geçmeyeyim: Eğer ekonomik analiz niteliğindeki yazılara ve iktisadi terimlere yabancıysanız bazı kısımlarda zorlanabilirsiniz. Ben de pek çok bölümü 2 kere okumak zorunda kaldım.

Aralarında bilişim-teknoloji uzmanlarından ekonomistlere, enerji kaynaklarına kadar çeşitli konularda uzmanlıkları bulunan yazar kadrosu ise şu şekilde:

  1. Darren Zhang
  2. Flipo Fabrice
  3. Giorgos Kallis
  4. Jeroen Van Den Bergh
  5. Raoul Weiler
  6. Roefie Hueting

 

Kitabın ana fikrini en iyi şekilde aktarabilmek adına, ön sözünden bir alıntı yapacak olursak yeşil ekonomi; kendini okuyucusuna şu şekilde sunmaktadır:

Gezegenimiz, mit haline gelen büyümeye olan yanlış inancın tehdidi altındadır.

Daha fazla ekonomik büyümenin gerekli olduğu söylemi, yaşam kalitesinde sürekli bir iyileştirme beklentisinde olan insanlarda ‘büyüme gerekli’ mesajlarının içselleştirilmesine neden oluyor. Bu mesaj, toplumsal, ekonomik, siyasal ve çevresel ilerlemenin ana etkeninin ekonomik büyüme olduğunu ileri sürüyor. Büyümenin zenginlik yarattığı ve toplumsal iyileştirme için gerekli araçları sağladığı varsayılıyor. Bu nedenle siyaset, hedeflerine sürekli büyümeyi ve kalkınmayı oturtuyor. En önemli icraatın, olası en yüksek hızla büyümek olduğu amacı yinelenip duruyor.

Kalkınmak ve büyümek sağ ya da sol siyaset için, adeya bir din gibi. Sadece bu hedefe varmak için izlenecek yol, daha doğrusu feda edilecek olgularda anlaşamıyorlar.

Zenginlik ile refah, yarışmacı toplum ile dayanışmacı toplum, hükmetmekle gezegen ile uyum içinde yaşamak gibi hayati tartışmalar gündemimize ne zaman girecek?

Bugün küçülmek, büyümemek gibi ekonomik kavramlar, büyümek/kalkınmak ikilisinden çok daha hayati konular. Küçülmek Güzeldir, Türkiye’de bu tartışmaların ivme kazanması arzusuyla hazırlandı.

Yeşil ekonomi hakkında

Yazarların ele aldığı konularda başlıca ortak paydaya değinirsek; hepsinin bugünkü sürekli büyüme stratejisinin hiçbir şekilde refah seviyesini yükseltemeyeceğini, gelecekte yaşanması muhtemel çevre sorunlarına çözüm oluşturmayacağını düşünmesidir. Bu bağlamda araştırmacılar; yeşil ekonomi politikası doğrultusunda tüm dünya çapında uygulanabilecek bir küçülme, bazı yerlerde geçen büyümesizlik stratejisinden söz etmektedir. Kendi uzmanlıklarına göre farklı yaklaşımlar geliştiren yazarların makale başlıkları şu şekildedir:

  1. Yeryüzünün varkalması için küçülme (Raoul Weiler)
  2. Neden Çevresel Sürdürülebilirlik Büyük Olasılıkla Büyük Üretimle Birlikte Ulaşılabilecek Bir Hedef Değildir (Roefie Hueting)
  3. Küçülmenin Kavramsal Kökleri (Fabrice Flipo)
  4. Küçülme: Ekonomik Büyüme mi Eşitlik mi Tartışmasının Ötesine Geçme (Darren Zhang)
  5. Büyümeye Karşı Çevre – ‘Küçülme’nin Bir Eleştirisi ve ‘Büyümes-sizlik’ İçin Bir Savunu (Jeroen Van Den Bergh)
  6. Küçülme Savunusu (Giorgos Kallis)

 

“Yeşil Ekonomi; Küçülmek Güzeldir” ile ilgili kişisel yorumlarım

Yazarların tümünün dikkat çektiği üzere günümüz sisteminin ve onun yarattığı devasa pazarlamaya, reklamcılığa yatırım ihtiyacının; insanlığın refah ve bilgi seviyesinde hiçbir ilerleme sağlayamayacağı kesindir. İçinde bulunulan sürekli rekabet etme ve en büyük olma ihtiyacının ise yaşam standardının yükselmesinin önünü kesmekle beraber; teoride durmadan büyüyen rakamlar eşliğinde herkesin elini kolunu bağladığı, patlamak üzere şişen bir balon gibi tehlikeli boyutlara ulaşmaya başladığı şüphesizdir. Örneğin; herhangi bir sektörde faaliyet gösteren bir şirket sahibi olsanız ve bu görüşlerinizden dolayı rekabete, sürekli büyümeye sıcak bakmasanız; gerçekleşecek olan ilk şey yeşil ekonomiye katkıda bulunmanız değil, rakipleriniz karşısında iflasa sürüklenmeniz olacaktır. Bu da şahısların uygulamalarından önce ekonomik politikalardaki bazı yenilikler ve kısıtlamalar ile rekabet ve büyüme anlayışının törpülenmesi gerektiğini göstermektedir. Sistemde bulunan bu değişiklik ihtiyacından kitapta çokça söz edilmektedir.

Kitaptaki küçülme önerileri ise tüm dünyaca benimsenen bir “kontrollü küçülme” düşüncesi gibi gerçekçilikten uzak görüşlerden GSYH (Gayrisafi Yurt İçi Hasıla)’nın, tüketimin, çalışma saatlerinin azaltılması ve yenilenebilir enerjinin teşvik edilmesi önerilerine kadar geniş bir yelpazede değişiklik göstermektedir.

“Dünyaca küçülme” önerisi bence uygulama söz konusu olduğunda üzerinde düşünülmesi gereken bir görüş değildir. Bırakın devletleri; aynı ülke içinde şirketlerin, etnik toplulukların bile birbirini yemek için fırsat kolladığı gerçek dünyada böyle bir şey mümkün değildir.

Yani sorun apaçık ortadadır: Değindiği onca zayıf noktadan ve sosyal adaletsizlikten sonra yeşil ekonominin haklılığını ıspatlamaya ihtiyacı yoktur. Yeşil ekonominin en zayıf noktası; nasıl uygulamaya geçirilebileceğidir. Çünkü söz konusu değişikik önerileri günlük yaşantıda ve milli gelir, tüketim özgürlüğü gibi hususlarda önemli değişikliklere yol açacak, bu da insanların tepkilerinin kontrol edilmesi ihtiyacını doğuracaktır. Yani üretim desteğiyle beraber siyasi ve politik destek bulamadıkça yeşil ekonominin başarılı bir şekilde hayata geçirilmesi pek mümkün değildir.

İnsan ilişkileri ve siyasi hususlardan Jeroen Van Den Bergh’in makalesinde mükemmel bir şekilde bahsedilmiş.

Kitapta en dikkate değer ve en uygulanabilir görüşler ise Jeroen Van Den Bergh ve Giorgos Kallis tarafından sunulmuş. Çünkü ikili; makaleleri boyunca ütopik bir yeşil ekonomiden ziyade; sürdürülebilir ekonominin “nasıl hayata geçirilebileceğinden”, gereksiz büyümenin ve rekabetin durdurulması hususunda yaşanacak endüstriyel, siyasi ve toplumsal sorunlardan; bugün en çok çevreyi kirleten sektörler yerine tercih edilebilecek yenilenebilir enerji politikalarından ve yeşil ekonomiyi hayal dünyasında arzulamak yerine kapitalizme nasıl entegre edilebileceğinden son derece gerçekçi bir şekilde bahsetmişler. Söz konusu ikilinin daha detaylı çalışmalarını da okumayı düşünüyorum.

Gerçekçi bir küçülme politikasının gerekliliğini Van Den Bergh’ten alıntı yaparak bitirecek olursak:

Eğer ki yeterince temiz teknolojileri benimsemekte ya da kirleten girdilerin yerine bir şey koymakta başarılı olamayacaklarsa; özellikle kirli ya da en kirli sektörlerin küçülmesini istiyoruz.

Sizlerin bu kitap hakkındaki görüşleriniz veya yeşil ekonominin güçlü-zayıf yönleri için önerileriniz nelerdir? Yorum kısmından veya sitemizin araştırmacı kadrosuna katılmak suretiyle bizlerle paylaşırsanız çok seviniriz.

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*