Yeşil ekonomi ve doğa sporları

Sūrdürülebilir ekonominin gelişimine ve büyümesine dair görüşlerimizi sitemizdeki kategoriler dahilinde ele alıp siz okuyucularımıza beyin fırtınası yapmaya devam ediyoruz. Daha önce geri dönüşüm, yenilenebilir enerji, doğa turizmi, organik tarım gibi can alıcı konuların yeşil ekonomideki rollerine değinmiş ve yazılarımızda uzunca ele almıştık. “”yeşil ekonomi“” kategorimize göz atarak bu analizlerimize ulaşabilir veya “”yeşil ekonomi nedir“” yazımıza göz atarak en temelden bilgi edinmeye başlayabilirsiniz.

Bu yazımızda ele alacağımız husus; ilk bakışta diğerleri kadar ekonomiyle ve kalkınma ile alakalı görünmemektedir. Hatta öyle ki; para, döviz, vs. finansal işlemlerden uzak ve tamamen eğlenceye yönelik aktiviteler olarak da görülebilir. Fakat siz de gayet iyi biliyorsunuz ki spor, her yönüyle ekonomiye, turizme ve ülke tanıtımına katkısı olan, en az diğer sektörler kadar finansal ağırlığı olan bir meslek dalıdır. Dolayısıyla “yeşil ekonomi ve doğa sporları” arasındaki ilişki, gayet de ekonomik bazda ele alınabilecek bir konudur.

Sporun bir ülkenin tanıtım, reklamcılık ve turizm gelişimine ne şekilde katkıda bulunabileceğini merak ediyorsanız; futbol, basketbol ve motor sporları gibi on plandaki alanların ev sahibi devlette yarattığı canlılığı incelemeniz yeterli olacaktır. Galibiyet primlerinden izleyici fanatiklere, inşa edilen spor tesislerinden istihdam imkanlarına kadar başlı başına o kadar büyük bir piyasa mevcuttur ki, tek bir derbi bile ülke ekonomisinde ciddi bir hareketlenmenin önünü açabilir.

Vaziyet böyle olunca şöyle bir soru akla gelebilir:

Doğa sporlarının ekonomiye nasıl bir katkısı olabilir

Öncelikle doğa sporlarının az önce bahsettiğimiz futbol, basketbol gibi branşlar kadar popüler ve finansal ağırlıklı olmadığı inkar edilmez bir gerçektir. Yani daha önce ele aldığımız dağcılık, kampçılık, avcılık ve çeşitli sporların müsabakalarında, faaliyetlerinde futboldaki gibi fanatikler bulamazsınız. En önemlisi de olması gerektiği gibi yaygın bir reklamcılık çalışması mevcut değildir. Dolayısıyla doğa sporlarının bugünkü bildiğimiz kapitalist ekonomi bazında çok büyük katkılarının olması mümkün değildir. Zaten doğa sporlarının ruhu ve taşıdığı vizyon gereği böyle bir politikaya adapte edilmesi düşünülemez bile fakat gerçekçi bir analiz olması açısından siz okuyucularımıza sunmak istedik.

Bu gerçekleşmesi mümkün olmayan analizi yaptıktan sonra tahmin etmek o kadar da zor değildir: Doğa sporları, sürdürülebilirlik çerçevesinde yapılan koordine olarak ekonomiye adapte edilebilecek bir konudur.

Yeşil ekonomi programında doğa sporlarının kullanılması 

Bildiğimiz gibi doğa sporları daha çok bir ülkenin doğal güzellikleri, önemli doğal cennetleri ve yer şekilleri baz alınarak yapılan faaliyetlerden oluşmaktadır. Bu yüzden söz konusu devlet sınırlarında bulunan ve dağcılık, trekking, vb. yapmaya uygun yer şekilleri hem dünyanın dört bir yanından extreme sporcuyu ülkeye çekecek ve turizm sektörüne önemli bir katkıda bulunacaktır.

Söz konusu spor branşlarının konseptinin daha çok doğaya kaçışı ve adrenalini sevenlere yönelik olması sebebiyle de doğa sporları, doğa turizmiyle orantılı bir şekilde gelişecek ve yeşil ekonominin günümüz piyasasına entegrasyonunu kolaylaştıracaktır.

Şöyle düşünün: Ağrı Dağı, Uludağ, Himalayalar, Alpler ve trekkinge, kampçılığa uygun onlarca doğal bölgeler sınırları dahilinde bulunan ülkelere her yıl binlerce turistin akmasını sağlamakta ve inanılmaz bir turizm-döviz potansiyeli oluşturmaktadır.

Dolayısıyla; yeşil ekonominin daha önce bahsettiğimiz sürdürülebilirlik, ekolojik duyarlılık gibi esaslarına sadık kalındığı sürece doğa sporları, adeta ekonominin gizli kahramanları gibi ülkenin kalkınmasına ve gelişimine haddi hesabı olmayan katkılarda bulunmaktadır.

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*