Yeşil ekonomi ve organik tarım

40 yıldan fazla bir süredir Birleşmiş Milletler’in de gündeminde olan sürdürülebilir ekonominin ana maddelerini ele almaya devam ediyoruz. Daha önceki yazılarımızda “yeşil ekonomi ve yenilenebilir enerji“, “yeşil ekonomi ve geri dönüşümcülük” gibi başlıklarla endüstriye yönelik kısımları ele almıştık. Bu yazımızda ise gelecek yıllarda daha da önem kazanması kaçınılmaz olan, her geçen gün hem ekoloji hem de insan sağlığı için daha önemli hale gelen organik tarımın yeşil ekonomideki yerinden bahsedeceğiz.

Organik tarım ne demektir?

En doğru tanım için bu konuda en yetkili mercilerden olan Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu’nun tanımını nakledecek olursak:

Organik tarım toprakların, ekosistemin ve insanların sağlığının sürdürülmesini sağlayan bir üretim sistemidir. Olumsuz etkilere yol açan girdilerin kullanımına karşı ekolojik süreç, biyoçeşitlilik ve bölgesel koşullara adapte olmuş döngüye dayanmaktadır. Organik tarımın hedefi gelenek, yenilik ve bilimi birleştirerek paylaştığımız çevreye faydada bulunmak ve adil ilişkilerle yaşamın içinde yer alan herkes için iyi bir hayat sağlamaktır.

Biraz daha sadeleştirecek olursak organik tarımdaki temel amaç bilimsel bir yaklaşımla çevreye ve besin zincirine zarar veren tarım anlayışını terk ederek hem doğaya bize verdiği nimetler sebebiyle sadık kalmak, hem de insanları en sağlıklı meyve sebzelerle buluşturmaktır.

Bu konudaki daha ayrıntılı yazıları “organik tarım” kategorimize göz atarak okuyabilirsiniz.

Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanmasına dair uzunca bir bahisten sonra bunun yeşil ekonomideki rolünü tahmin etmek de pek zor olmayacaktır.

tarımda sürdürülebilirlik, yeşil ekonominin önemli bir dalıdır
tarımda sürdürülebilirlik, yeşil ekonominin önemli bir dalıdır

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)’nın 1972’de kabul edilmesinden beri üye ülkelerin hükümetlerine uygulamalar için telkinlerde bulunulan yeşil ekonomi; bir ülke ekonomisinin can damarı olan enerji, üretim, turizm, tarım gibi sektörler başta olmak üzere her alanda sürdürülebilirliği, kendi kendini idare edebilmeyi, çevre duyarlılığını, yerel iş gücünün desteklenmesini esas almaktadır. Yani günümüzde her saniye nefesini ensemizde hissettiğimiz kapitalizmin aşırı, adaletsizliğe yol açan yönlerini törpüleyerek daha adil ve daha doğal bir dünya yaratmayı amaçlamaktadır.

Yeşil ekonomi nedir?” başlıklı yazımızda da bahsettiğimiz gibi böylesine sürdürülebilir bir kalkınma modelinde organik tarımın daha ilerilere taşınması; özellikle çevre duyarlılığı, tüketmeden üretebilmek, küçük-orta sermayeyi korumak gibi hususlarda ayrıca önem kazanmaktadır. Bilimsel ve uygulanabilir metodlarla desteklenen bir organik tarım; hem doğaya gereken saygı gösterilerek, hem günümüzde gereksiz hale gelmiş pek çok masraftan ve tüketimden sıyrılarak, hem de tarımda kaliteye ve sağlığa dikkat edilmeksizin yapılan çalışmalar terk edilerek daha sağlıklı, daha sürdürülebilir bir besin zincirine zemin hazırlayacaktır.

Bütün bu çıkarımların sonucu olarak rahatlıkla söylenebilir ki organik tarım; özellikle beslenme ihtiyacının karşılanacağı, insanların beden sağlığına ve ömür sürelerine yönelik çalışmaların yapılacağı kısımlarda yeşil ekonominin adeta kurtarıcı meleğidir.

Ekonomide ve tarımda sürdürülebilirliğe dair gelecek yazılarımızda görüşmek üzere, sağlıcakla kalın…

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*