Yeşil mimarinin tarihi ve gelişim süreci

2000’li yıllardan itibaren adından daha çok söz ettirmeye başlayan ve farklı farklı isimlerle de olsa sık sık karşılaştığımız yeşil mimari; dünya çapındaki gelişimiyle değerlendirilecek olursa çok daha geri yıllara uzanan bir geçmişe sahiptir. Yani sorunun sebebi basittir: Ekolojik, ya da yeşil mimari; Batı ve Kuzey Avrupa, ABD gibi öncül ülkelerin çalışmaları sonrasında Türkiye’ye yeni yeni girmekte olan bir kavramdır.

Peki olayı dünya tarihi açısından değerlendirirsek; mimaride sürdürülebilirlik ve ekolojik duyarlılık, doğayla bütünleşme gibi unsurlar ne zaman önem kazanmaya başlamıştır? Bu konulardaki ilk ve en önemli çalışmalar neler olmuştur? İşte kısa bir anlatımla yeşil mimarinin evrimi:

Çevre dostu ve akıllı mimarinin başlangıcı

Sanayi Devrimi ile başlayıp günümüzdeki önü alınamaz gelişime kadar devam eden süreç içerisinde 20. yüzyılın ilk yarısı adeta sanayi ve endüstrinin doruk noktası olmuştur. 1900-1950 yılları arasında yeşil alan katliamı, hava kirliliği, çarpık kentleşme gibi sorunları henüz dert etmeyen insanoğlu; teknolojinin yanı sıra şehirleşme ve bayındırlık konusunda da muazzam mesafeler kat etmiştir. Ev ve konfor anlayışındaki standartlar inanılmaz bir şekilde yükselmiş ve bu durum insan hayatının olağan bir parçası olmuştur.

1950’lerden sonra ise; ileride (yani bugün) başımıza dert olması muhtemel temel çevre sorunlarının fark edilmeye başlanması ve yenilenebilir enerji, geri dönüşüm gibi konuların yükselişe geçmesine paralel olarak mimaride de aynı amaca yönelik çalışmalar yapılabileceği saptanarak sürdürülebilir tasarımların ilk kıvılcımları çakılmıştır. Küçük çaplı çalışmaları da hesaba katarsak 1960’lara kadar uzanabilecek bu ekolojik adımlar; günümüzdeki gibi geniş çaplı ve ciddi çalışmalardan ziyade bireysel tepkiler veya akademik teoriler niteliğindedir.

İlerleyen yıllarda yeşil mimari üzerine yapılan çalışmalar doğal olarak daha derin bir hal almış; tasarımda öncelik verilen unsurlara göre farklı alanlara bile ayrılmaya başlamıştır. Aslında bu durumun sebebi, geçen zaman boyunca çevre sorunlarının daha da artarak aciliyet kazanması, buna bağlı olarak ekolojistlik ve çevrecilik anlayışının da değişiklik geçirmesinden başka bir şey değildir.

Örneğin; bundan 40-50 yıl öncesine dayanan çalışmalar sadece yapılarda çevre bilincine, doğa katliamını önlemeye yönelik bir temayla yapılırken; 30 yıl, 20 yıl öncesi gibi yaklaşan tarihlerde ise yapıların tüketim yönünden sürdürülebilirliği sağlanarak, hatta yeşil tasarımlar ve doğal döngüye katkıda bulunan unsurlar kullanılmaya başlanarak daha somut adımlar atılmıştır. 2000’li yıllara gelinirken ise ekolojik köyler, akıllı ev tasarımları gibi daha marjinal oluşumlar ortaya çıkmış ve içinde bulunduğumuz gidişata tepki gösteren dallar meydana gelmiştir.

Ama yeşil mimarinin uluslararası arenada kabul gördüğü en önemli olay; 1992 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda mimaride çevre bilincinin, kültürel ve tarihi mirasın korunmasının esas alınması gerektiğinin kabul edilmesidir.

2016 yılına geldiğimizde ise yeşil mimari; tüm bileşenleri ve farklı noktalara dikkat çekmek isteyen tüm alt dallarıyla beraber çalışmalarına devam etmektedir.

Bunlar da ilginizi çekebilir!

1 geri izleme / bildirim

  1. Türkiye’de yeşil mimari | YER-SU

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*