Yüksek yaşam standartları ayağına metropol hayatının kölesi olmak…

Evet dostlar… Belki çoğumuz farkında olmadan yapıyoruz bunu. Fakat sorun şu ki; bazi şeyleri büyük bir hevesle savunurken, o işin aslında çok daha kötü facialara sebep olabileceğini gözden kaçırabiliyoruz. Konu başlıkta belirttiğim durum: Büyükşehir hayatının bizlere diğer alternatiflere göre daha konforlu ve zahmetsiz bir yaşam sunabilmesine kapılarak bugünkü aç gözlü sermaye savaşlarını, doğa katliamlarını ve insan neslinin kendi kendini yok oluşa sürüklemesini destekler konuma sürüklenmek. Farkında olarak ya da olmayarak…

Neden aklıma bir şeyler çiziktirmek için bu konu geldi. Sebebi o kadar da karmaşık değil: İstanbul gibi büyükşehiri, banliyösü, metropolü, köyü bir arada; ne idüğü belirsiz bir şehrin sakiniyim. Çevremde doğa, çevre bilinci ve bunların türevleri konularda açtığım tartışmalarla insanların nabzını yokladığımda işinde gücünde olan insanlar tarafından öne sürülen ilk bahanelerin bu yönde olduğunu görüyorum.

Durum böyle olunca da oturayım biraz da bu konudan yeşil dostu internet sakinlerini haberdar edeyim dedim. “Bizim gibi manyağı olanlar dışında; başka mesleklerde çalışmakla, ailesine bakmakla yükümlü insanlar doğa katline, çarpık kentleşmeye ve kökeni bunlarla aynı olan toplumsal sorunlara ne gözle bakıyor?” Önemli bir soru değil mi? Her ne kadar bizim gibi insanlar belli ölçüde sahip olduğu aykırı görüşler sebebiyle bunu pek umursamak istemese de…

Cevap açık: “İyi güzel de şehir hayatını bu kadar kötülemek, insan hayatını kolaylaştıracak her şeye karşı çıkmak biraz garip değil mi?“, “Doğaya yeşile gelene kadar karnımız aç. Ben ay sonuna faturayı nasıl denkleştireceğimi, çocuğun okul masraflarını nasıl çıkaracağını düşünüyorum.” gibi ya da daha “eğitimli ve elit” kesimin “büyükşehirler insanın ömrünü uzatmaktan bilim ve teknolojinin önünü açmaya kadar pek çok faydası olmuştur.” gibi pek çok yanıt duyuyorum.

Bana soracak olursanız sevgili okurlar; bu konuyla daha önce ilgilenmemiş olanların veya asgari geçim sınırıyla boğuşanların böyle düşünmesi gayet anlaşılabilir. Fakat çevre sorunları, yanlış kentleşme hatta “büyükşehir ve plaza” tarzı çalışma koşullarının insan sağlığında yarattığı etkileri göz ardı edip olaya kraldan çok kralcı olurcasına görüşlerle yaklaşan, bir de bunu akademik ve süslü bir izlenim vererek ispatlamaya çalışanları anlamak mümkün degildir. İnsanın aklına tamamen evrimi ve canlılığın kökenini anlatan kalıntıları “Hani nerede lan, burada yaratılışı ispatlayan bir şeyler olmalı.” şeklinde incelemeye çalışan soytarılar geliyor değil mi?…:)

Arkadaşlar; ev, iş, araba, kredi, geçim, emeklilik gibi birbirinden beter unsurlarla kendi kendimizi kapana kıstırdığımız bu sistem insan anatomisine, insan iyiliğine ve sağlığına tamamen zıttır. Hadi bunların gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ıslah olma şansı var diyelim. Sizler aileniz sizi güç bela okuttuktan sonra 2000 TL civarı maaşlarla ise başlayıp geçinmeye çalışırken elin züppesi üzerinde hiçbir emeği olmayan sermayenin, varlığın faizi/getirisiyle çocuğunu bile geçindirebilecek şartlarda yaşıyorsa; kusura bakmayın orada akademik ve elit fikirlerle doğruluğu ıspatlanacak bir şey yoktur. Üzerine bir de sit alanlarının, yemyeşil ve tertemiz doğanın, tabiatın bize hediyesi olan her şeyin ranta katılıp, sizin onları elde etmek için çalışmaya mecbur bir konuma sürüklenmenizi gelişmenin bir aşaması olarak görüyorsanız, öz saygınızı bir gözden geçirmenizi tavsiye ederim.

Belki bu dediğim betonlaşmayı, geçim problemini veya insanı hissizliğe sürükleyen çalışma temposunu henüz tatmadınız, belki de ömrümüz boyunca tatma ihtiyacınız olmadı. O zaman girin bir ofise de onun bunun ayak oyunlarını, iki yetki verilince en leş sonradan görmeye dönen müdürünüzün ağız kokusunu çekin. Bir de üzerine hareketsizlikten g.tü göbeği büyütün, ondan sonra bu görüşlerinizi ve başarabildiğiniz empati sınırını tekrar gözden geçirin derim.

Sizler ne düşünürsünüz bilmem sevgili okurlar. Fakat ben geçimden ve konuya ilgisizlikten kaynaklanan pek çok şeyi algılayabilirken, bahsettiğim “mantıklı ve oturaklı” fikirleri bir türlü algılayamıyorum, empatisini yapmıyorum.

 

Bunlar da ilginizi çekebilir!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*